81 yıl önce 3 Nisan 1937’de sıtmalı vadi medeniyete merhaba dedi.
Kararmış havasıyla bükler hiç görmediği bir teknolojiye adeta kendini teslim etti.
Sonra ne mi oldu?
Bu topraklar değişimi o kadar sevdi ki; bükler demir çelik endüstrisinin hizmetine girerek modern Türkiye’nin temelini atılmasına katkı yaptı.
Genç Cumhuriyetin ekonomideki en önemli başarısı kim ne derse desin devletçi düşüncede bu sanayi atılımın Karabük’te gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Karabük tarihsel anlamda bir Cumhuriyet kentidir.
O’nunla doğmuş ve yaşama gözlerini açmıştır.
Yani…
Karabük belirtmek gerekirse ,Cumhuriyetin, şanlı geçmişimizin ve başarılarımızın bize en büyük emanetidir.
Nasıl oluyor da günümüzde bu gerçeklerin üzerine sünger çekiliyor.
Tarihle olan bağ kesintiye uğratılıyor.
Düşündürücü değil mi?
Duyduk ki…
Erken Cumhuriyet döneminin en önemli donatılarını barındıran, her biri bizim için kimlik değeri taşıyan Yenişehir bakımsızlığa terkedilmiş.
Şimdi ne olacak.?
Köhneleşmiş ve bakımı yapılmamış olan bu evler yıkılacak.
Yıkılınca….
Yeşil alan beton istilasına uğrayacak.
Ucube binalar etrafı saracak.
Estetik kaybolacak.
Kaybolan nedir.?
Sadece estetik mi?
Hayır…
Bir kenti hafızası yok edilecek.
Geçmişle olan bağ kopacak.
Geleceğe bir kültür mirası bırakılamayacak.
Artık Karabük Cumhuriyet kenti olma özelliğini tamamen yitirecek.
Biz neden bu haldeyiz?
Kente olan ilgimiz neden azalmış bir durumda.?
3 Nisanlar bunun sorgulandığı/tartışıldığı günler olmalıdır.
Yoksa yapılacak gösteriler ve konuşmalar aldatmaca/yanıltmaca olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır.
İnsanların yaşadığı kentle ilgili doğru dürüst bilgilere sahip olmaması tarih bilincimizin oluşmasına engel olmaktadır.
Bu nasıl bir şeydir diye soruyorsanız anlatalım.
Bakmakla görmek aynı şey midir?
Değildir elbette…
Biz Karabük’te sadece bakıyoruz.
Ancak göremiyoruz.
Neden göremiyoruz derseniz yanıtlayalım:
Bu kentte yaşamanın sorumluluğunu hatırlatan tarihi objelerle olan bağımız kopmuş durumda.
Bakın…
Karabük Üniversitesine bağlı bir Demir Çelik Enstitüsü var ama Demir Çelik ve Ağır Sanayi Müzemiz yok.
Bu büyük bir eksiklik değil mi?
Demir dağı erittik diye övünmek güzel bir övünç kaynağı.
Bu durumu tamamlayan anlatım ne olmalı.?
Demir üretimindeki başarı azmini ve üretme kültürünü geç nesillere aşılamak
Durumla ilgili objeleri gelecek kuşaklara miras bırakarak kent hafızasının canlı tutulmasını sağlamak.
Kentimizde böyle bir gayret/mesuliyet içinde olan var mı?
3 Nisan kutlamaları ne kadar cılızlaştı…
Anlamını ve ruhunu yitirdi.
Çünkü bu kutlama kimseye bir katma değer sağlamıyor.
Çıkar ilişkilerini tetiklemiyor.
Daha doğrusu maziyi öğrenme çabasının maddi karşılığı yok.
Maneviyat ise karın doyurmuyor….
İşte bugün için Karabük’e bakış açımızın özeti bu.
Böyle giderse daha çok dedikodu yaparız.
Birbirimizi üzeriz.
Üzdükçe de birbirimizle olan bağlarımız gevşetiriz.
Geleceğe mutluluk adına hiçbir miras bırakmayız…!
Daha kötüsü…
Kenti çevrelemiş kimliksiz beton yığınlarına bakarak…
Maazallah ama…
Belki gelecekte 3 Nisanlar bile hafızamızdan silinecek.

