İnsan bazen oturduğu yerde düşünmeye başlıyor.
Ya da hayallere dalıyor.
Niçin yazmak diye…
Umursamazlıklar karşısında yazmak.
Çaresizliğe çare olmak için yazmak.
Bütün güçlük ve zorluklara karşın yazmak…
****
Yazmak kimileri için düşünmenin dışa vurumu…
Eyleme geçmesi demek…
Bu öyle bir eylem ki,kitlelere yol gösteren,onları bilgilendiren etkileyici bir uğraş…
Yazmak;insanın bir yerde kendi coğrafyasını keşfetmesi, anlamaya çalışmasıdır.
Düşünceler ,yazıyla paylaşıldıkça kendini yenileme olanağı buluyor.
Bu arada başka düşüncelerin filizlenmesine de ortam sağlıyor.
Fikirler giderek birikimleşerek uygarlık sıçramalarına yol açıyor.
Yazmak, insanın kendini keşfetmesinden sonra tarih ve uygarlık karşısındaki sorumluluğudur.
Çünkü…
Tarih yazının kullanımıyla başlıyor.
Bu nedenle tarih öncesi devirler ,tarih devirlerinden yazının bulunması ile ayrılıyor.
Uygarlık bir birikimin ürünü olduğuna göre bunu sağlayan gelişme kuşkusuz yazının kullanımından başka bir şey değildir.
Yazmak…
Ama niçin yazmak ?…
Yazarken belli çıkar gruplarına alet olmamak.
Toplumsal gerçeklere göre yazmak.
Nesnel olmak…
Hedeflerden sapmamak
Ve en önemlisi korkmadan,cesaretle yazmak.
****
Üretkenliğin derinliğine yazmak , yapıcı ve aynı zamanda uyarıcı ve yol gösterici olmak…!
İnsan,kalemini toplumsal sorunların çözümü için kullanan yazarları okuyunca onlardan yararlanıyor ve etkileniyor.
Toplumsal yaşam ile ilgili öngörüleri birdenbire değişiveriyor.
Sosyal gelişmenin gerisinde olan ve toplumu sürekli olarak kundaklayarak onun kendini yenilemesini istemeyen güçler , dürüst yazarlara çamur atmaktan ve onları tehdit etmekten geri durmuyorlar…
Yazarların yazdıkları nedeniyle bir takım güçler tarafından engellenmeye çalışılması.
yazının ve yazarın gücünü ve toplum içindeki etkisini göstermesi bakımından gerçekten önemlidir…
Yazar buna rağmen yazmaya devam etmelidir.
İçinden ne geliyorsa,doğru olarak neyi görüyorsa yaşadığı topluma yol göstermek uğruna yazmaya devam etmelidir.
Hem de içimizden geldiği gibi…
• Hespeten; Eflani’de kullanılan yöresel bir sözcük olup “İnadına “ anlamında kullanılmaktadır.

Gönderen
•Hespeten kelimesini ilk defa duyfum. Eflani’de kullanılan, Safranbolu ve Karabük merkezde de kullanılır. Kullanılmada bile bilinir. İlçeler bağları açısından ve de coğrafi olarak fazla uzak değiller…
Acaba hespeten kelimesi “nispet olsun diye” yani “nispeten” ifadesinin yöresel olarak değişikliğe uğramış hali mi?
Nispet kelimesi oran manasında ama, inadına manadı da taşıyabiliyor.
Falancanın gıcık olduğu filancayı davet eden birisinin;
“Falancaya nispet olsun diye filancayı davet ettim.” demesinde inatlaşma var…
Neyse yöremize ait bir kelime öğrenmiş olduk….
TDK bu bakımdan çok zayıf. Halk arasında yaşayan kelimelere TDK sözlüğünde yer vermiyor…
Mesala TDK sözlüğünde “ibi” kelimesini bulmak mümkün değil…