Dünkü yorum haber de Karabüklü gençlerin KARDEMİR’e işçi alımlarında öncelik istediklerini, Karabüklü gençlerin iş bulmak için Ereğli’ye, Erdemir’e gitmek zorunda kaldıkları yönündeki eleştirileri yazmıştım. Önceden Karabük’te ikamet şartı vardı, bu şart sonraki yıllarda sanırım kaldırıldı demiştim.
Ak Parti önceki İl Başkanı İsmail Altınöz’den bir bilgi geldi. Ekim 2017’de il başkanı olan Altınöz, 2018’de dönemin KARDEMİR YK Başkanı Ömer Faruk Öz ile görüşüp işçi alımlarında KARABÜK’TEN İKAMET ŞARTININ KONULMASINI KENDİSİ SAĞLAMIŞ. O dönem ikamet dışında ayrıca Karabük Üniversitesinde okuyan öğrenciler de alınıyormuş. Başkanlıktan ayrıldıktan sonraki süreci ise bilmiyormuş. Yiğidi öldür hakkını ver, demişler… Karabük’ten ikamet şartını Sayın Altınöz koydurtmuş yani.
Şimdi Karabük’ün gençleri ya bu şart kaldırıldıysa geri getirilmeli ya da işçi alımlarında %80 Karabüklü, %20 çevre iller dengesi uygulanmalı. Çünkü Kardemir sadece bir fabrika değil; Karabük’ün alın teri, umudu ve geleceğidir, diyorlar.
Karabüklülük Kavramı Herkesi Kapsar
Karabük, 1937’de temelleri atılan Demir Çelik Fabrikalarıyla doğdu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen işçiler, mühendisler, memurlar vs. bu şehirde bir araya geldi. Karabük, kurtuluşunu değil, kuruluşunu kutlayan özel bir şehir.
Bugün Karabüklülük ruhunda bir eksiklik var. Oysa Karabük’te yaşayan herkes, ister dışarıdan gelsin, ister Karabük’te doğsun, İSTER ÜÇÜNCÜ KUŞAK OLSUN, İSTER DÜN GELMİŞ OLSUN, BU ŞEHRİN HAVASINI SOLUYORSA, SUYUNU İÇİYORSA, İŞİNİ-AŞINI BURADA KURMUŞSA, ONLARIN TAMAMI ÖZ KARABÜKLÜDÜR. Karabük’te doğmuş ya da dışarıdan gelmiş, merkezde ya da ilçelerde fark etmez; Karabük’te yaşam bulan herkes bu aidiyetin parçasıdır ve Karabüklüdür.
Karabüklülük kavramı geniştir, kapsayıcıdır… Karabük’te doğmak tek başına yetmez. Karabüklü olmak için bu şehri sevmek, bu şehir için çalışmak gerekir.
BİZ, KARABÜKLÜLÜK DEYİNCE HER DAİM BUNU KASTEDİYORUZ. KARABÜK’ÜN ÖZ EVLATLARI DEYİNCE HER DAİM BUNU KASTEDİYORUZ…
Ama bir de dışarıdan yalnızca görev için süreli gelenler var. Onlardan beklenen, Karabük’ün kendi evlatlarını görmeleri, onların önünü açmaları. Karabük’ün çocuklarını kenara itmek değil, yönetimlerde onlara da yer vermeleri. Çünkü bu şehir, sadece görev icabı gelip geçenlerin değil, bu şehrin ekmeğini yiyen- suyunu içen herkesin şehridir.
***
Karabük Dünyanın En Güzel Yeridir
Karabük’ün öz evlatları kavramını, Karabüklülüğün geniş ve kapsayıcı kavramını dile getirince bazılarının kafaları basmıyor, ya da anlayamıyor olabilirler. Deyimdeki gibi Öküzün altında buzağı arıyor olabilirler. Daha çok şey olabilirler de aslında hiçbir şey olamazlar. O zihniyetlere dokunmayıp kendi hallerine bırakmak lazım. Boş işlere, boş beyinlere enerji harcamanın gereği yok, lüzumsuz. Bizim işimiz –gücümüz- derdimiz Karabük çünkü.
Vizontele filmindeki çok sevdiğim bence çok manidar o replik her şeyi özetliyor aslında.
“Burayı seversen, burası dünyanın en güzel yeridir. Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen, orası dünyanın en güzel yeri değildir.”
Karabük de böyledir. Bu şehri sevmek, sahiplenmek ve emek vermek, Karabük’ün öz evlatlarına sahip çıkmak, önlerini açmak, yönetim kademelerinde Karabük’ün evlatlarını görmeyi istemek…
Görev gereği gelip, görev bitince bir daha gelmeyecek olanlara da en büyük katkıyı, desteği, gücü Karabük’e aidiyeti olan, Karabük’ün öz evlatları verebilir zaten. Bunun görülmesini, anlaşılmasını istiyoruz. Dışlanan, ötekileştirilen Karabük’ün evlatları olmamalı, Karabük’ün evlatları Karabük’te her daim kalıcı, tek menfaatleri Karabük’ün her daim bir adım ileri gitmesi olmaktan başka bir şansları zaten olamaz, diyoruz.
Hem gelip geçici bir sevda değil ki bizim ki,
Evlilik yemininde söylendiği gibi; Hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde, yoksullukta ve bollukta, ölüm bizi ayırana kadar… İşte gerçek Karabüklülük budur.


