11 yaşındaki Karabüklü Muhammed Fatih Lord’un kazandığı DÜNYA ŞAMPİYONLUKLARI hem Karabük hem de Türkiye için büyük bir gurur kaynağı.
Ancak bu başarının sürdürülebilmesi için özellikle iş insanları ve sanayi kuruluşlarının sporcuya sponsor olarak destek vermesi gerekiyor
Bu destek NAKİT olabileceği gibi EKİPMAN, ULAŞIM VE KONAKLAMA şeklinde de sağlanabilir.
Böyle bir sahiplenme hem sporcunun geleceğine yatırım olur hem de Karabük’ün “spor kenti” kimliğinin tanıtımına önemli katkı sağlar.
Karabük ve Organizasyonlar
Karabük’ün ulusal ve uluslararası organizasyonlara daha fazla ev sahipliği yapması şehrin tanıtımı açısından büyük önem taşıyor.
Bunun için siyasi görüşlerden bağımsız olarak milletvekilleri, belediyeler, kamu kurumları, üniversite, sanayi kuruluşları ve sivil toplumun ortak hedeflerde buluşması ve en azından yıl da 1 kez ORTAK TOPLANTI yaparak bir yıl sonraki toplantımız öncesinde KARABÜK’ÜN ŞU İŞLERİ BİTMİŞ OLACAK diye karar almaları gerekiyor.
Böylece Karabük’ün en büyük sorunu fikir eksikliği değil; ortak akıl oluşturamamak ve birlikte hareket edememek denilmez artık. Şehir bu güç birliğinden çok şeyler kazanabilir
Karabük Dışındaki Değerlerimiz
Dün de yazdım. Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarında yaşayan başarılı Karabüklüler önemli bir bilgi, tecrübe ve bağlantı gücüne sahip.
Karabük Merkez de düzenlenmesi gereken “Büyük Karabük Buluşması” ile bu isimler memleketlerinde bir araya getirilerek yatırım, eğitim, sanayi, tanıtım ve iş birliği konularında ortak projeler geliştirilebilir.
Yurt içi – yurt dışı bağlantılarını Karabük genel yararı için kullanabilirler. Belki de çok farklı gelişim modelleri örnekleyebilirler…
Karabük’ün geleceği sadece şehirde yaşayanlarla değil, memleketine gönülden bağlı tüm Karabüklülerin ortak katkısıyla daha güçlü şekilde inşa edilebilir.
Hem dışarıdaki hemşehrilerimiz onure edilir, hem onlar Karabük’e vefa borcunu ödemiş olurlar, hem de gerçekten büyük Karabük ailesi maddi- manevi oluşturulmuş olur.
Karabük Marka Şehir Olmalı
Şöyle bir düşünün, Karabük denince insanların aklına ilk ne geliyor?
Dumanlı kentin puslu çocukları, emekli kenti, plansız kentleşme , üst solunum yolu hastalıkları, kanser , işsizlik , göç vs. gibi kavramlardan bahsetmiyorum.
Karabük denilince Demir-çelik…
Miras Kent Safranbolu…
Karabük Üniversitesi…
Bunlar akla gelir ama yeterli mi ?
Gaziantep, yemekleriyle marka.
Konya, Mevlana ile marka.
Eskişehir, Öğrenci şehri olmuş.
Rize deyince çay
Kayseri deyince ticaret
Trabzon deyince Trabzonspor…
Örnekler arttırılabilir.
Karabük ise hâlâ kendini tam anlatabilmiş değil.
Tersten değil düzden bakalım
Türkiye’nin ilk ağır sanayisi.
Dünyaya ray ve demiryolu tekeri satan KARDEMİR biz de
UNESCO kenti Safranbolu biz de
40 bine yakın öğrencisi olan üniversite bizde
Hadrianapolis Antik Kenti ile Eskipazar biz de . Üstüne bir de fenomen başkanımız var, yurt içi ve yurt dışından sevenleri ve takipçileriyle…
Yenice gibi Avrupa’nın sayılı ormanları biz de
Ovacık’ın yaylaları, Eflani’nin göletleri biz de
Hepsi var…
Ama hepsi AYRI AYRI anlatılıyor.
Bir bütün halinde “İşte Karabük budur.” diyemiyoruz.
Birleşik ve bütünsel bir Karabük markası oluşturup markamızı büyütmeliyiz.
Marka olan şehir yatırımcıyı da , turisti de, öğrenciyi de ve yeni nüfusu da çeker.
Bugün insanlar önce bir şehrin adını duyuyor, sonra gelip yatırım yapıyor.
Karabük’ü birleşik ve bütünsel ögeleriyle birlikte marka değer haline getirmeliyiz.
Sadece Türkiye’nin değil dünyanın tanıdığı bir şehir haline getirmeliyiz
Neden olmasın diyorum hep Karabük bunu hak ediyor neden olmasın ?
Karabük, Kendini Satamıyor
Bunu reklam anlamında söylemiyorum. Şehrin başarılarını, yatırımını, turizmini, sanayisini, sporunu bir bütün olarak pazarlayamıyor.
Dünyada şehirler artık sadece fabrika kurarak değil, marka olarak büyüyor
Karabük’ün fiziksel yatırımlardan önce ZİHİNSEL BİR SIÇRAMAYA ihtiyacı var.
Şehir, “bugünü yönetmekten” çıkıp “10 yıl sonrasını planlamaya” başladığında, diğer yatırımların da peşinden gelmesi çok daha kolay olacaktır.
Haksızlık etmeyelim, şehirde herkes bir şeyler yapıyor ama bunları ortak hedefe dönüştüren bir şehir vizyonu oluşmuyor.
Aynı hafta içinde KARDEMİR ihracat yapıyor, KBÜ başarı elde ediyor, Safranbolu uluslararası organizasyon düzenliyor, iş insanları yatırım yapıyor… Ama bunlar birbirinden bağımsız ilerliyor. Oysa hepsi aynı “Karabük markası” altında pekala toplanabilir değil mi ?
İşte bunun için bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.
Karabük’ün Gençleri Neden Gidiyor ?
Karabük’te bir çocuk ilkokula başlıyor.
Liseyi burada okuyor.
Üniversiteyi kazanıyor.
Sonra…
Ankara.
İstanbul.
İzmir.
Bursa vs. Yurt dışı …
Ve bir daha geri gelmiyor.
En başarılı çocuklarımızı YETİŞTİRİYORUZ.
Sonra başka şehirlerin KALKINMASINA gönderiyoruz.
Bunu artık değiştirmemiz gerekmiyor mu ?
Bakın gençler sadece “iş yok” diye gitmiyor.
“KARİYER KURAMAM.” diye gidiyor.
“Sosyal hayat yok.” diye gidiyor.
“KENDİMİ GELİŞTİREMEM.” diye gidiyor.
Demek ki mesele gençlerimize “BURADA DA GELECEK VAR.” dedirtebilmek.
Belki belediyeler, belki üniversite, belki KARDEMİR, belki organize sanayi…
Herkes yılda yüzlerce gence dokunsa…
Staj verse…
MENTORLUK yapsa…
PROJE YARIŞMALARI düzenlese…
Karabük’te kurulan BİR FİKİR ŞİRKETİNE destek olsa…
İnanın gidenler gitmez.
Kalanların da umudu artar.
Bir şehrin geleceği , geleceğini yani gençlerini ne kadar tutabildiğiyle ölçülür bence
Çünkü bugün giden her genç, aslında yanında KARABÜK’ÜN GELECEĞİNDEN DE BİR PARÇAYI götürüyor.
Neden gittiklerini yazının içinde yazdık. Bu etkenler değiştirilirse gidiş biter.
Devam ederse Abbas yolcu, bağlasan durmaz yani.
