Karabük’ü seviyoruz…
Bunda kimsenin şüphesi yok.
Ama bazen sadece sevmek yetmiyor.
Biraz da birlikte düşünmek gerekiyor.
Bakıyoruz…
KARDEMİR ihracat yapıyor, seviniyoruz.
Bir sporcumuz dünya şampiyonu oluyor, gururlanıyoruz.
Safranbolu uluslararası organizasyon düzenliyor, alkışlıyoruz.
Üniversitemiz başarı elde ediyor, mutlu oluyoruz.
Sonra…
Her şey kaldığı yerden devam ediyor.
Bunları beraber düşünmeli, sorgulamalı ve çözüm yolları bulmalıyız.
Günlerdir aslında fikir ve öneri yazıları yazıyorum.
Bu şehir daha iyi nasıl olur ?
İnsanları daha mutlu nasıl yaşar diye görüşler ileri sürüyorum.
Çünkü bu şehir sadece günü konuşmamalı.
ON YIL SONRASINI konuşmalı.
Karabük nasıl büyür?
Gençler neden gidiyor?
Nüfus nasıl artar?
Yeni yatırım nasıl gelir?
Turizm nasıl gelişir?
Çocuklarımız için daha güzel bir şehir nasıl kurulur?
Bunları daha çok konuşmalıyız.
Şehir dediğin sadece belediyenin işi değildir.
Sadece milletvekilinin işi değildir.
Sadece valinin, iş insanının, sanayicinin de işi değildir.
Bu şehir hepimizin.
Bir esnafın da fikri değerlidir.
Bir öğrencinin de…
Bir emeklinin de…
Bir öğretmenin de…
Belki de yıllardır en çok ihtiyacımız olan şey, aynı masanın etrafında “Karabük için ne yapabiliriz?” diye konuşabilmektir.
Eleştirelim…
Yanlışı söyleyelim…
Eksikleri yazalım…
Ama güzel işleri de büyütelim.
BİRBİRİMİZİ ALKIŞLAMAYI da bilelim.
Çünkü moral de bir yatırımdır.
Umut da bir yatırımdır.
Birlik de bir yatırımdır.
Belki bugün konuştuğumuz fikirlerin hepsi yarın gerçekleşmez.
Ama HİÇ KONUŞULMAZSA ZATEN HİÇBİRİ gerçekleşmez.
Onun için Karabük artık biraz daha büyük düşünmeli.
İlçeleriyle birlikte düşünmeli.
Gençleriyle düşünmeli.
Sanayisiyle, turizmiyle, sporcusuyla, üniversitesiyle birlikte düşünmeli.
Çünkü bu şehirde eksik olan ne demir…
Ne orman…
Ne tarih…
Ne de insan.
Hepsi var.
Belki de eksik olan tek şey, bütün bu güzellikleri aynı hedefte buluşturacak ortak heyecan.
İşte o heyecan yakalandığı gün…
Karabük sadece büyüyen bir şehir olmaz.
Kendine güvenen, geleceğine inanan ve adından daha çok söz ettiren bir şehir olur.
Ve inanıyorum ki, bunu başarabilecek potansiyel bu şehirde fazlasıyla var. Yeter ki herkes “Bu şehir benim… Ben bu şehir için ne yapabilirim?” diyebilsin !
***
Gazeteci Fikir Üretir
Karabük’te herhangi bir konuda “Bu işi kim yapacak?” denildiğinde herkes birbirine bakıyor. Oysa bazı işler makamdan önce fikirle başlar.
Vali devletin koordinasyonunu sağlar.
Belediye Başkanı şehrin sosyal ve fiziki projelerine öncülük eder.
Milletvekilleri Ankara ayağını yürütür.
KARDEMİR ekonomik lokomotif olur.
KBÜ bilgi üretir.
Ticaret ve Sanayi Odası iş dünyasını harekete geçirir.
STK’lar toplumsal destek oluşturur.
İşte bunların HEPSİNİ AYNI MASAYA TOPLAMAK İÇİN gazeteci olarak çağrılar yapıyoruz
Gazetecinin ihalesi yok.
Makam beklentisi yok.
Bir sonraki ataması yok.
Seçimi yok.
Bu yüzden şehir adına konuşabilecek en güçlü kişilerden biri gazetecidir.
Ama sadece yazmak ve çağrı yapmak yetmiyor.
Katılımcı bir Karabük’ün hep birlikte oluşturmalıyız.
Örneğin;
Yeniden 3 Milletvekiliyle temsil edilmemiz için “Karabük’ün nüfusu artış çalışması yapılmalı.” diye yazdık
Şu ana kadar sadece EKODER çıkıp öneri sundu.
Valilik- Belediye – Parti Başkanları – STK’lar – Üniversite vs. henüz başka bir ses çıkmadı.
Gazeteci olarak kentin geleceğine dönük fikir üretiyoruz.
Yani tohumu atıyoruz sadece
Bu tohumun meyvesini özelde birileri genel de Karabük toplasın diye.
Yoksa, biz Milletvekili adayı olmayacağız ki !
Karabük ortak emanetimiz aslında.
Ben konu aramıyorum şehrin geleceğine yön verebilecek fikirler üretmeye çalışıyorum sadece.
Kim haklı , kim haksız peşinde değilim.
Kimseyi suçlama derdinde değilim.
Karabük nasıl daha yaşanabilir olur diye düşünüyorum sadece.
Bu sadece bir köşe yazısı değil. Karabük için ortaya atılmış bir fikirdir. Katılan da olur, katılmayan da… Ama yeter ki konuşalım fikir üretelim. Çünkü konuşulan şehirler gelişir, konuşulmayan şehirler yerinde sayar öyle değil mi ?
