Reklam
Reklam
214
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Karabük’ün En Çok İhtiyacı Olan Şey…

Karabük’te dikkat ettiniz mi?

Bir proje gündeme geliyor.

Onlarca açıklama, haberler yapılıyor.

Herkes seviniyor.

Aradan biraz zaman geçiyor…

Sonra sessizlik.

Bir daha konuşuluyor.

Yine bekleniyor.

Derken yıllar geçiyor.

Aslında Karabüklü’nün istediği öyle çok da büyük bir şey değil.

Bir iş konuşulduysa başlasın

Başladıysa, bitsin istiyor.

Örneğin , çevre yolu konuşuluyorsa yapılsın.

Hastane deniyorsa yükselsin.

Yol deniyorsa tamamlansın.

Sanayi yatırımı deniyorsa bacası tütsün.

Bu şehir artık yapımının başlamasını beklemekten

Yahut temel atılan fotoğraflardan çok, açılış kurdelesi kesilen eserleri görmek istiyor.

Çünkü umut da bekledikçe yoruluyor.

Karabüklü sabırlıdır.

Beklemesini bilir.

Ama yıllarca aynı işi konuşunca insan ister istemez “Acaba bu iş olacak mı?” diye sormaya başlıyor.

Belki de bundan sonra herkesin ortak hedefi

Yeni proje açıklamak kadar, eski projeleri de tamamlamak olmalı

Açıklama yapmayı ya da temel atmayı seviyoruz da açılışı görmeyi daha çok istiyoruz

İnanın, biten her iş bu şehrin moralini yükseltir.

Çünkü yarım kalan umutlar insanı yorar.

Tamamlanan işler ise şehre güven verir.

Karabük’ün artık en çok ihtiyacı olan şey…

Yeni sözler değil…

Bitmiş işlerdir vesselam.

***

Yunus Değirmenci ile Yola Devam…

Özçelik-İş Sendikası’nın 16. Olağan Genel Kurulu’nda delegeler tercihini bir kez daha Yunus Değirmenci‘den yana kullandı. Büyük destekle yeniden genel başkan seçilen Değirmenci, teşkilatın güvenini bir kez daha almış oldu.

Tüm şubeler ve özellikle KARDEMİR’in bulunduğu Karabük açısından bu sonuç önemli. İşçiler, yeni dönemde sendikanın aynı kararlılıkla yoluna devam etmesini, toplu sözleşmelerde ve hak mücadelesinde daha güçlü adımlar atmasını bekliyor. Beklenti sadece mevcut başarıların korunması değil, ekonomik ve sosyal hakların daha da ileri taşınması elbette.

*

Algıyla Olmadı, Yine Olmadı…

Günlerce konuştular, eleştirdiler, karalamaya çalıştılar. Ama sandık günü geldiğinde son sözü delegeler söyledi.

Yunus Değirmenci bir kez daha açık ara farkla seçildi.

Demek ki dedikodu, iftira ve algı çalışmaları üyenin iradesinin önüne geçememiş.

Sonuçta insanlar lafa değil, yapılan işe bakıyor. Eğer ortada emek varsa, hizmet varsa, bunun karşılığını da sandıkta veriyor.

Elbette herkes eleştirilebilir. Ancak eleştiri başka, karalama başka.

Bu genel kurul bir kez daha gösterdi ki; güneş gerçekten balçıkla sıvanmıyor. Geride eser bırakanlar yoluna devam ediyor, gerisi ise zamanla unutulup gidiyor.

***

“En Çok Ben Çalışacağım” Sözü Şimdi Sınav Verecek

Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci yeniden güven tazeledi.

(Hak İş Genel Başkan Yardımcısı, IndustriALL Küresel Sendikası Yönetim Kurulu üyesi aynı zaman da bilindiği gibi)

Genel kurul bitti, seçim tamamlandı. Artık iş sözden çok icraata kaldı.

Genel kurulda söylediği bir cümle ise bence diğer bütün açıklamaların önüne geçti.

“EN ÇOK BEN ÇALIŞACAĞIM.” sözü çok önemli

Çünkü bugün metal işçisinin,  demir çelik işçisinin  en büyük derdi evine götürdüğü ekmek, ay sonunda cebinde kalan para.

Markete giren de aynı dertte, pazara çıkan da…

Toplu sözleşmede alınan zam daha maaşa yansımadan eriyip gidebiliyor. Elektrik, doğalgaz, kira, mutfak masrafı derken işçinin aldığı ücretin bereketi kalmıyor.

Yunus Değirmenci de konuşmasında bunları açıkça dile getirdi. İşçinin yıllardır fedakârlık yaptığını, artık sabrının karşılığını alması gerektiğini söyledi.

Aslında çalışanın beklediği de tam olarak bu.

Özellikle Karabük gibi sanayi kentlerinde insanlar sendikalardan masada güçlü duran, alın terinin hakkını sonuna kadar savunan bir mücadele görmek istiyor.

Toplu sözleşme süreçleri bu açıdan büyük önem taşıyor.

İşçinin gözü bundan sonra  imzalanacak sözleşmelerde olacak.

“En çok ben çalışacağım.” sözü de işte burada anlam kazanacak.

Eğer bu söz masaya yansır, işçinin cebine yansır, alınan ücretlere yansırsa o zaman bu genel kurul gerçekten amacına ulaşmış olacak.

Karabük’te, İskenderun’da, Türkiye’nin dört bir yanında binlerce metal işçisi  aynı şeyi bekliyor.

Şimdi gözler yeni dönemde…

***

Karabük Alkışlamayı da Öğrenmeli

Karabük’te ilginç bir durum var.

Bir başarı oluyor…

Bir gün konuşuyoruz.

Ertesi gün unutuyoruz.

Oysa bir bakıyorsunuz…

Bir öğrenci Türkiye derecesi yapmış.

Bir sporcu dünya şampiyonu olmuş.

Bir firma ihracat rekoru kırmış.

Bir öğretmen ödül almış.

Bir esnaf yıllardır örnek işletmecilik yapıyor.

Bir doktor yüzlerce insana şifa dağıtıyor.

Hepsi bu şehrin değeri.

Ama biz bazen başarıyı haber yapıyoruz, sahiplenmeyi unutuyoruz.

Oysa bir şehrin morali de önemlidir.

İnsanlar sadece sorunları konuşarak değil, güzel örnekleri çoğaltarak da motive olur.

Bir çocuğun başarısını alkışlamak, başka bir çocuğa cesaret verir.

Bir girişimciyi tebrik etmek, başka bir girişimciyi yola çıkarır.

Bir sporcuyu sahiplenmek, yeni şampiyonların önünü açar.

İyi işler görünür oldukça, iyi işler yapanların sayısı da artar.

Belki de Karabük’ün biraz daha ihtiyacı olan şey budur…

Eleştirelim.

Yanlışı söyleyelim.

Ama doğruyu yapanı da zamanında alkışlayalım.

Çünkü alkış sadece bir teşekkür değildir.

Bazen yeni bir başarının ilk adımıdır.

Ve unutmayalım…

Başarı bulaşıcıdır.

Yeter ki onu görmesini ve takdir etmesini bilelim.

Şehrimizin özgüvenini de besleyelim.

Gelişen şehirler, sorunlarını konuşurken başarılarını da büyüten şehirlerdir. Bence Karabük’ün buna da ihtiyacı var.

Birbirimizi daha fazla kutlasak ne kaybederiz ki ?