Reklam
Reklam
163
0

İşte Karabük…!

Kendi dinamiklerini arayan bu kentte, anlaşılmayan birçok nokta var.
Bu noktalardan birisi ve en önemlisi kentin sahibi kimdir sorusunun yanıtı…
Kimler aldıkları kararlarla Karabük’ün mukadderatına yön veriyor ya da vermeye cesaret edemiyor?
Kentte gündeme gelen ve yerel medyaya yansıyan düşüncelere bakarsanız,birçok işin gecikmeyle de olsa Karabük adına başarıldığını görürsünüz.
Ama bunlar kenti ileriye taşıma noktasında yetersiz kalır.
Bu yetersizlik Karabük’ü çaresizlik muammasının cenderesine sokar.
Bir süre sonra kentin aktörleri arasında çatışma başlar.
Sen-ben kavgası yapılanları altüst eder.
Cumhuriyet kenti Karabük gider yerine vahşi batı gelir.
Herkes silahşör kesilir.
Öyle bir noktaya gelinir ki artık asıl mesele özünü ve önemini kaybeder.
Kenti kısır bir çekişme esir alır.
Gerçekten bir anda olup bitenlere akıl erdirmek mümkün olmaz.
Daha doğrusu anlam vermek zorlaşır.
Bu ortamda tartışmaları yok edecek,yarına umutla bakmamızı sağlayacak kent dinamiklerini gözler arar olur.
Nafile çırpınmalar beyhude arayışlara yerini bırakır.
Aslında sorunları çözecek güç ve dinamizm kişilerin durumuna göre değişkenlik gösterir.
O nedenle her gün dövünüp durma devam eder.
Bu nedenle…
Etrafımızdaki kentler gelişme noktasında hep bizden öndedir.
Dövünmede hep bu minval üzerine gerçekleşir durur.
Karabük’ün garipliği kendi çelişkilerine teslim olmakta yatar.
Geçmişin deneyimlerinin,bugünün yaşayanlarına bir tecrübe oluşturamaması,kentsel birikimin göçlerle dışarıya akması büyük sorun oluşturur.
Karabük ikinci kuşakta bu nedenle büyük sorun yaşamaya mahkum kalır.
Genlerinde işçi ve demir kültürü barındıran bu kentin birdenbire başkalaşım ve değişim süreci içine girmesi sancılı olmuştur.
İşsiz kalanlar kendi geleceklerini kurtarma adına kenti terk etmek zorunda kalmışlardır.
Bu Karabük tarihinde hiç görülmeyen bir durumdur.
O nedenle liberal dönemde Karabük işsizlik sorununun yaşandığı bir kent olarak dikkat çekmiştir.
Dikkat çekmeye de devam etmektedir.
Geçmiş dönemde haddehaneler çalışmakta ve işçi istihdam edilmekte idi.
Bunların sayıları da 40’ı bulmaktaydı.
Ancak şu anda çalışan haddehane sayısı bir elin parmakları kadar bile değildir.
Hatta ondan daha da azdır.
Bu durumun kent sosyal ve ekonomik yaşamına yansıyan birçok olumsuzlukları söz konusudur.
İller içinde kişi başına düşen gelir sıralamasında Karabük’ün 62.sırada olması düşündürücü bir durumdur.
Sermayenin belli ellerde toplanması ve genele yayılmamış olması çok büyük sosyal/ekonomik farklılıklara yol açmaya devam etmektedir.

Eski ile yeni arasında bir Karabük var.
Kendini sorgulamaktan korkan ve gerçekleri görmekte zorlanan bir Karabük bu.
Maalesef günlük siyasi çıkarlar Karabük’ün bu ilginç yönünü görmemizi engellemekte, hızlıca çıkar çatışmalarının girdabına sürüklemektedir.