Karabük Tarihine İlişkin Notlar adlı yazımızın ikinci bölümünü çok ilginç bir araştırma konusu olan işçi sınıfına ayırdık.
Bu konuda ki tezimiz şu…
Türkiye’nin ağır endüstri fabrikasının kurulduğu Karabük’te soğuk savaş döneminde, devletin sürekli gözetiminde bulunan bu kentte, işçilerin proleterleşmesine hiçbir zaman izin verilmedi.
Nedir proleterleşme dersiniz onun üzerinde duralım:
Emeğinden başka dayanacak hiçbir serveti olmayan işçi sınıfı.
Yani sol söylemle emekçiler topluluğu…
Karabük’te işçi sınıfını bu açıdan inceleyelim.
Ne demiştik.?
Karabük’te işçi sınıfı hiçbir zaman proleterleşemedi.
İlgililer ve yetkililer soğuk savaş döneminde Türkiye’ye komünizm gelmesin diye özel olarak Karabük’ü denetim altında tuttular.
Kayabaşı Köprüsü de bu gözetleme alanına dahildir.
Neden böyle bir sıkı bir denetime gerek duyuldu acaba?
Sovyet Rusya’nın Stalin döneminde başlattığı ,Çarlık dönemini anımsatan/ona bir anlamda rahmet okutan sovyetleştirme politikası, tedirginlik yarattığı için tabii ki…
Türkiye’de komünizmin taraftar bulması bizim Sovyet işgaline uğramamız demekti.
Macaristan’da ve Polonya’da ve Doğu Almanya’da böyle olmadı mı?
Böyle bir ortamda Karabük işçi sınıfının proleterleşmesine izin verilemezdi.
Verilmedi de…!
****
Demir Çelik Fabrikalarında çalışan işçilerin,maaşlarının dışında %25 ikramiye/prim adıyla para alırdı.
Prim bir işçiye neden verilir?
Beklenen üretimden fazla bir artış/ değer elde edildiği zaman.
Böyle bir durum olmadığı halde Karabük işçi sınıfı neden prim/ikramiye almaya hak kazandırılmıştır.?
Hiç düşündünüz mü?
Eğer işçi sınıfı parasız kalırsa,mülksüzleşirse ,sol ideolojilerle temasa girip emek mücadelesine girebilir.
Bu durum sol düşüncenin Karabük’te kurumsallaşmasına/taraftar bulmasına yol açabilirdi.
Sol görüşlü sendikaların Karabük’te tutunmasına bunun için izin verilmedi.
1966-1968 yıllarında 15 günde bir yayımlanan ,sol görüşlü ,Türkiye Maden-İş Sendikasının yayın organı olarak çıkan,SENDİKA gazetesinin nüshalarına baktığınızda bu durumun değerlendirmesini net olarak yapabiliyorsunuz.
****
Karabük’te solu tartıştığınızda en ilginç örnekleme kuşkusuz 137 gün süren grevdir.
1 Mayıs-17 Eylül 1989 tarihleri arasında gerçekleşen bu grev sırasında hiçbir üzücü olay kentte yaşanmamıştır.
Başka ülkelerde hiçbir işçi grevi bu efendilikle sona ermemiştir.
Mutlaka tarihe iz bırakacak mühim olaylar olmuştur.
Karabük işçisinin bu efendiliği acaba nereden kaynaklanmaktadır?
Bu ve bu gibi sorulara yanıt vermeye çalıştığınızda Karabük’te sol düşüncenin ne anlamda var olduğunu görebiliyorsunuz.
Bu kent ,soğuk savaş döneminden kalma kavramlarla söyleyecek olursak sağ görüşlü/liberal bir kenttir.
Tarihe bakacak olursak geçmişte;
Demokrat Partinin kalesidir.
Adalet Partisinin kalesidir.
Anavatan Partisinin kalesidir
Öyleyse…
Söylenecek başka bir söz kaldı mı?
