Karabük’ün açılım yapmaya ihtiyacı var mı?
Ben olduğunu düşünenlerdenim.
Çünkü dinamizm yaratma ve düşünce üretiminde bir sığlık var.
Bu durum can sıkıcı bir hale dönüştü.
Çünkü dönme dolap gibi…
Dönüyor ve aynı yerde duruyoruz.
Dolabın bu şekilde dönmesi belki birilerini memnun edebilir.
Ama bizim gibi düşünenleri asla değil…
Biz aslında kendimizi kandırıyoruz.
Çünkü…
Umudumu yitirmiş değilim ama…
Karabük sinerji vermiyor.
Son maçlarda…
İyi görüntü vermeyen Türk Milli takımı gibi olduk.
Nereden bakarsanız bakın…
Bir esrarengiz bilinmezcilik kendini hissettiriyor.
Bir şeyler yapmak istediğinizde…
Binbir müşkülatla karşılaşıyorsunuz.
Adı konulamayan acayip bir durum bu…
Habis ur gibi bir şey.
Var olan kişiler…
Aynı toplum aktörleri
Takımı onlar kuruyor.
Tek kale maç yapıyorlar.
Nereden bakarsanız bakın.
Bir çeşit kısırdöngü bu…
…………………
Ne yapıp yapıp Karabük bu dar görüşlülükten kurtarmak gerek.
Açılım yapma deyişi bunun için çok önemli…
Karabük’e yeni bir bakış açısı ve düşünce ufku kazandırmak.
Hedefimiz bu olmalı…
Böyle bir şey yapılabilir mi?
……………………………
Karabük’te bunu başarmak için ortak çıkarlarda buluşmak gerek.
Kentteki enerjiyi bir noktada yoğaltmak ve yararlı bir biçimde gelecek için kullanmak…
İşte bu noktada işimiz zor.?
Neden?
Kentte türdeş ruh bir türlü oluşmuyor.?
Tarihsel genetik yapı buna imkan tanımıyor.
Kent yaşamını oluşturan sosyal sınıflar çekimser bir tavır sergiliyorlar.
Kendi çıkarlarını koruma ve sürdürme gayreti içindeler.
Bunun için siyaset yapıyorlar…
Var olan bu yapıyı oluşturanlar o kadar dar alanda paslaşıyorlar ki…
Galip gelmek için hakeme dahi baskı yapmaktan kendilerini alamıyorlar.
Toplumun geri kısmı kendini taca atılan top gibi hissediyor.
Görüntülerde…
Kıymeti olmayan birliktelikler.
Yerel basına yapılmış göz boyamaya yönelik açıklamalar.
Medyatik buluşmalar…
Ve bir de…
Gerçekleşmeyecek vaatlerden oluşmuş söz demeti
Hani ne derler…
Kerameti kendinden menkul gayretkeşlikler…
Bence…
Karabük’ün gerçekleri bu olmamalı…

