Reklam
Reklam
165
0

Karabük’ün “Durgun Hali“ Hakkında..!

Şimdi böyle bir başlığa neden gerek vardı demeyin.
Kendinizce haklı olabilirsiniz…
Ancak son yaşananlar Karabük ile ilgili bazı çözümlemeler yapmayı zorunlu kılıyor.
Öyle ki..!
Şimdiye değin hava kirliliği ile ilgili olarak halktan bir tepki gelmemesi çok ilginç.
Tepki derken kitlesel bir karşı koymadan bahsediyorum.
Bence bu husus Karabük bazında araştırılmaya değer bir konu.
Halk neden kendini ilgilendiren can alıcı bir konuda bu kadar duyarsız.
Sivil toplum kuruluşları neden ciddi bir sessizlik içinde.
Ancak aynı kuruluşlar…
İstedikleri zaman festival düzenleyebiliyorlar.
Şenlikler yapabiliyorlar.
TOKİ’ye müracaat edip konut edinebiliyorlar.
Toplu taşıma araçlarına ucuz binme hakkından yararlanabiliyorlar.
Yani…
Çıkarlarına uygun tutum ve davranış sergileyebiliyorlar.
Öyleyse…
Neden kendi sağlıklarıyla ilgili konuda birlikte hareket edemiyorlar.
Titiz davranmıyorlar…
Gerçekten düşündürücü bir durum.
Demek ki Karabük insanı sağlıklı yaşam konusunda yeteri kadar bilinçlendirilmemiş.
Ya da kirli hava ile yaşamayı kendilerine göre iyice içselleştirmişler.
Ekmek parası denmiş,sessizlik tercih edilmiş.
Dumanlı kentin puslu çocukları denmiş,tehlike görmezlikten gelinmiş.
Şimdi…
DÇ Fabrikasını kapatmamak için yapılan 8 Kasım 1994 direnişini bilmesem Karabük hakkında çok daha farklı yorumlara ulaşacağım.
Şimdi buradan yola çıkarak yorum yapmaya kalkarsak…
Mesele şu…
Bıçağın kemiğe dayanması önemli…
“Geçim derdi ,iş ve aş dışında beni bir şey ilgilendirmiyor.” düşüncesini benimsemiş olma.
Gerçekten de öyle…
Kitleleri harekete geçiren en önemli unsurun ekonomi olduğu bir kez daha kendini gösteriyor.
Bir bakıma…
Bizim çevre kirletici olarak gördüğümüz duman ,halkı bu kentte tutan en önemli bir gerçek.
Zihniyet ne?
Bacalar tütmese benim burada işim ne.?
Yaşamsal anlamda…
İşte Karabük gerçeği bu.
Hayat; bacalardan çıkan o pis kokulu dumanla o kadar bütünleşmiş ki,ikisini birbirinden ayırmak çok güç…
Çünkü Karabük bir ağır sanayi şehri…
Bana göre…
Bu noktada başka da söylenecek bir söz yok…!