Reklam
Reklam
1122
0

KARABÜK’ÜN PENCERESİ

Ankara ya da İstanbul yönünden Karabük’e gelişte mutlak surette 300 metrelik 1955 yapımı Cildikısık tünelinden geçmek zorundasınız.
Bu nedenle adı geçen tünele Karabük’ün penceresi yakıştırmasını yapmak hiçte yanlış bir niteleme olmaz sanırım..
Karabük ile ilgili söylemlerde hep telaffuzu yapılan konu şu olmuştur:”Karabük eğer dimdik ayakta kalkmak istiyorsa,ekonomik anlamda sorun yaşamak istemiyorsa , Cildikısık tünelinden geçerek sesini dışarıya iyi duyurmak zorundadır.”
Bu Karabük siyasetinde genelde muhalefette kalanların ifade ettikleri kanıksanmış bir söylem biçimidir.
Bu düşüncenin haklılık payının olduğunu düşünüyoruz
Karabük’ün penceresinin Cildikısık tüneli olduğu söylemi bu anlamda doğru mudur?
Gerçekten coğrafi koşullar açısından bakıldığında kıyıya paralel dağların bir türlü geçit vermemesi,Karabük’ün güney doğrultuda olan yollarla olan bağlantısını koparmakta bu da Cildikısık tüneline tarihi bir önem kazandırmaktadır.
Karabük’ün dışa açılımda ve sesini duyurmada bu pencereyi çok iyi kullanmak zorunda olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir..
Pencereleri önemli kılan ise bilindiği çerçevelerdir.
Çerçevelerin biçimi ise modasal beğenilere uygun olarak renkler ve zevkler bağlamında zaman ve mekana göre değişikliğe uğrayabilmektedir.
Bu açıdan bakıldığında pencere kadar onu saran çerçevelerinde önemli olduğu görülmektedir.
Karabük’ün sorunlarının çözümü aşamasında takip edilen yöntemlerde pencere ve çerçeve ilişkisi düşünüldüğünde bir aksaklığın olduğu görülmektedir.
Pencere ve çerçeve değiştiği halde sorunların çözümünde rahatlama bir türlü görülememektedir.
Kamuoyunu ilgilendiren haberlere bakın orada da bir yeknesaklık ve tekdüzelik kendisini hissettirmektedir ki,bu da iddia edilen uyumsuzluğun bir sonucudur.
Buna halk dilinde dönüp dolaşıp aynı yere gelmek denir.
O da bilimsel açıdan dünyanın yuvarlak olduğunu yeniden keşfetmekten başka bir anlama gelmez..
Zaman öldüren bu hastalıktan kurtulmadıktan sonra,tünelin sonundaki ışığı görmek olanaklı görünmemektedir.
Karabük açısından görüldüğü gibi çerçeve ne olursa olsun pencerenin önemi,teklik ilkesi gereği hayati bir önem arz etmektedir.
Cildikısık tüneli…
”Karabük’ün Türkiye ve dünyaya açılan penceresi”
Bu sloganı unutmayalım.
Kıymetini de her zaman göz önünde bulunduralım.
Ne yapmalıyız sorusuna gelince?…
Devingen bir atmosfer ortamında hayal kurarak önce yaşamayı öğrenmeliyiz.
Çünkü en büyük projeler,hayal dünyasının ürünü olarak ortaya çıkarlar.
Bugün birçok bilim-kurgu filimde düşlenmiş olan sahneler ya da bunlar ancak hayal aleminde görülebilir,gerçekle ilişkisi olamaz denilen düşler gerçek olmuş,hatta bu düşlerden elde edilen gerçekler bugün insanlığın yaşantısını değiştirecek bir karakter kazanmıştır.
Bunu asla unutmamak gerekir.
Sonra…
Sonrası malum.
Hayalinizi paylaşabilecek kişilerle bir araya gelmek ve proje üzerinde çalışmalar yapmak…
Yaptığınız çalışmalar grup olarak sizleri hoşnut kılıyorsa o zaman bunda kamunun da menfaati vardır düşüncesiyle hareket ederek,eyleme geçmek gerekiyor.
Ancak tüm bu işleri yapabilmek içinde işinizin uzmanı olmak durumundasınız.
Eğer değilseniz,yaptığınız işte ve işlerde grup olarak bocalamanız doğal bir hal alacaktır…
Bunun içinde korkamadan ve çekinmeden yarınlara bakmak gerekiyor.
Ancak bakış açısının hayat bulduğu pencereyi yok saymadan yani şu bizim Cildikısık tüneli gerçeğini yadsımadan…
Ah bir dışarıya bakmasını öğrenebilsek…
Şimdi…
Tüneli çok farklı biçimde aydınlatalım mı?
Bakmasını bilmedikten sonra acaba bir işe yarar mı?

Diğer Yazılar