İnsanın tutum ve davranışlarını yaşadığı ortam belirler.
Tabi düşünceler de buna göre şekillenir.
Böyle bir gerçeklikte insanın yaşadığı kenti dikkate almaması içinden çıkılmaz olumsuzlara yol açabilmektedir.
Bu anlamda önümüze şöyle bir sorun çıkıyor.
Biz bir iş yaparken kentin geleceğini mi yoksa kendi geleceğimizi mi düşünmeliyiz.?
Belki ikisi de birbirine yakın yanıtlar içeriyor ama…
Biz öncelikle kenti ve ona bağlı olarak geleceğimizi düşünmek zorundayız.
Bunu düşünmediğimiz zaman ne mi olur.?
Hemen söyleyeyim.
Kent size keyif vermemeye başlar.
Bugün gelinen noktada Karabük’te sorun da budur.
Bu bakımdan Belediye Başkanı sayın Rafet Vergili’nin hava ve çevre kirliliği ile ilgili olarak geçen hafta yaptığı açıklamalar bana sorarsanız ihtilal gibi bir nitelik taşıyor.
Neden mi?
Karabük’te hayati özellik taşıyan bu tip sorunlar şimdiye kadar hep hasıraltı edilmiş.
Bu konuda halkı düşünen olmamış.
Resmi makamlar görevini yapmamış.
Şikayete konu olan kuruluşlar resmi makamlara yanlış bilgi sunmuşlar.
Böyle bir ortamda…
Bunların dillendirilmesi ,sayın belediye başkanının kendi siyasi geleceği için bile olsa bence çok önem taşımaktadır.
Çünkü Karabük’ün dinamikleri diye bildiğimiz sivil toplum kuruluşları ,görevlerini yapmayıp uyku süreci yaşarken sayın Vergili’nin bu sorunu tartışması ve kesin çözüm elde edinceye kadar meselenin üzerine gideceğini söylemesini , farklı anlamlara çekerek yorumlamak bize yakışık almamaktadır.
Şimdi Karabük için hava ve çevre kirliliği bir olgu haline gelmiştir.
Bundan sonra kimse hava ve çevre kirliliği ile ilgili olarak yanıltıcı bilgi veremez.
Şikayete konu olan kurum ve kuruluşlar üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek zorundalar.
Kurum ve şirket yöneticileri konuya daha sağduyulu bir şekilde yaklaşım göstermeleri gerekecektir.
Eşyanın tabiatına uygun olarak davranmak zorunda kalacaklardır.
Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Bizim sürekli üzerinde durduğumuz husus bu.
Kral çıplak…
Ne yaparsanız yapın…
O’na ait olmayan elbiseleri kullanarak gerçekleri örtbas edemezsiniz.
Her şeyden önce devir değişti.
Modernite yerini postmoderniteye bıraktı.
Soğuk Savaş dönemi sona erdi.
Küreselleşme diye yeni bir tarihsel süreç başladı.
Dünya iletişim teknolojilerinde yaşanan akıl akılmaz endüstriyel buluşlarla küçük bir köy haline geldi…
Dünya bu kadar değişmişken,,,
Bakın bu değişimi nasıl ifade ediyor sayın Vergili…
Biz Karabük’te toz,duman içinde büyüdük.
Ancak yeni nesli bu toz dumandan kurtaracağız.
Onlar daha iyi bir ortamda yaşamaya layıklar…
Bizim yaşadıklarımızı,onlar yaşamasınlar…
Ne güzel değil mi?
Beyanatlar…
Karabük’e canlılık katıyor mu,keyif vermiyor mu?
Hem de bu kadar keyfe keder işler olurken…!


Kirli sakallı karizmatik genç
•Hava önemli.