Reklam
Reklam
160
0

KENTİN DRAMI ÜZERİNE !

Kentin dramı kavramı bu başlıkta sahipsizliğin kaynaklarını araştırmak üzere bir deneme yazısı olmak üzere hazırlanmıştır.
Yoksa burada acıklı bir durum söz konusu değildir.
O’nu baştan belirtelim.
Aslında yazanın başlığı…
“Devletçi ekonomi ile liberal ekonomi arasında sıkışan kentin insanlarının dramı” olmalıydı.
O halde bunun nedenlerini açıklamaya çalışalım.:
Karabük özelinde…
Dikkat ederseniz hala 81 il içinde hazine topraklarının kent içindeki payı %60.
Bu çok büyük bir oran.
Sanki Osmanlıda olduğu gibi miri arazi uygulaması devam ediyor.
Bize göre…
Bu durum aynı zamanda kentin geleceğine yön veriyor.
Gelecek zamanlar için öngörülerde bulunmayı güçleştiriyor.
Sonuç;
Kimlik bunalımı.
Güç yetersizliği.
Çaresizlik…
Kendini ifade edememe…
Sahipsizlik…
Her zaman söylemişimdir.
Karabük tarihinde 1950 ve 1995 yılları çok önemlidir diye.
Aslında devletçi ekonomiden ayrılıp liberalizme merhaba deyiş 1950 de başladı.
Bu süreç 1995’te Kardemir A.Ş’nin kuruluşu ile yeni bir içerik kazandı.
Neo-liberal politikalar öncelikle Karabük’ün ekonomik olarak içini boşalttı.
Bunu sosyal ve kültürel cılızlaşma süreci izledi.
Karabük’ü tabir-i caizse memur ve emekli sermayesine mahkum etti.
İşsizlik oranı arttı.
Sendikal mücadeleyi işlevsizleştirdi.
Ekonomik bozukluk kentte bir ara tefeciliği bile meslek olarak ön plana çıkardı.
Haciz konan araba ve eşyaları saymak neredeyse olanaksızlaştı.
……………………………
Karabük küresel liberal dönüşümün faturasını ağır ödemeye başladı.
Birçok işletme zamanında çalışanlarına ücret ödeyemez duruma düştü.
İş vardı ancak maaşlar ödenmiyordu.
Kent ahalisi…
Önce..
Ürktü…
Sonra…
Kendine olan güven duygusunu kaybetti.
Kurtarıcı beklemeye başladı.
Bakın….
Tarih onu hangi noktalardan nerelere taşıdı.
………………………………..
Ekonomik güçsüzlük sosyal türdeşliği etkiledi.
Birlikte düşünmenin önüne set çekti.
Şimdilerde….
Karabük tepkisiz.
Ama sönük bir bekleyiş içinde…!
Bu duruma…
Üzülelim mi.?
Sevinelim mi?
……………………….

Diğer Yazılar