Keyifsizlik …
Mutsuzluğa işaret ediyor.
Maalesef bu durum çağın hastalığı olmuş durumda.
Tehdit etmekle kalmıyor.
Aynı zamanda etrafı etkisi altına alıyor.
Sizce bunun nedeni ne olabilir.?
Söylemek gerekirse…
İnsanlık kendisiyle hesaplaşıyor.
Bu hesaplaşma da gerçekleri ortaya çıkardıkça…
Sorunlar çoğalıyor.
Bu konudaki çözümsüzlük.
Daha beter mutsuzluğa neden oluyor.
Şimdi biraz düşünelim.
İnsan neden mutsuzluğa hapsolur.
Hırslarını frenleyemediği için tabii ki…
Yaşadığı dünyayı çözümleyememe …
Ya da…
Anlayamama bunun asıl sebebidir.
Kazanma hırsı…
Kaybetmemenin karşılığı olarak insana her türlü kirli işi yaptırıyor.
Makyevelli’nin Prens adlı kitabında değindiği gibi
Amaca ulaşmak için her şeyi mubah kılıyor.
Dahası…
İnsan bu yolda….
Kendisine ve insanlığa karşı yabancılaşıyor.
Kimlik bunalımı yaşamaya başlıyor.
Gerçek bu iken…
Bir yerde keyifle oturmak gerçekten zorlaşıyor.
Keyifsizlik ise başta belirttiğimiz gibi
Mutsuzluğu tetikliyor.
Mutsuz insan etrafına yararlı olamadığı gibi…
Aynı zamanda zarar vermeye de başlıyor.
Benim son zamanlarda insanlarda gördüğüm en büyük değişim bu.
Toplumsal huzursuzluğun boyutunu bu mutsuzluk olgusu birebir açıklıyor.
Bu noktada…
Hepimiz…
Hırslarımıza yenik düşüp….
Çarpık kapitalizmin kural tanımaz ilkelerine teslim olmuş durumdayız.
Bütün olup bitenleri dış etkenlere bağlı olarak açıklama kolaycılığından kendimizi kurtarmamız gerek…
Biraz da kendimize, kendimiz gibi bakmayı deneyelim.
Şekspir’in de çok güzel ifade ettiği gibi…
“Olmak ya da olmamak” ikilemi bizim için çok büyük muamma…!
Yani…!
