Keyifsizlik durumu mutsuzluğa işaret ediyor.
Maalesef mutsuzluk çağın hastalığıymışçasına etrafı tehdit ediyor.
Tehdit etmekle kalmıyor.
Aynı zamanda esareti altına alıyor.
Sizce bunun nedeni ne olabilir.?
Söylemek gerekirse…
Bana göre…
İnsanlık kendi kendisiyle hesaplaşıyor.
Bu hesaplaşma gerçekleri ortaya çıkardıkça sorunlar azalacağına çoğalıyor.
Daha beter mutsuzluğa neden oluyor.
İnsan neden mutsuzluğa hapsolur.
Hırslarıyla hareket ettiği için tabii ki…
Yaşadığı dünyayı çözümleyememe /anlayamama bunun asıl sebebidir.
İnsanın kazanma hırsı onu rakibini yok etmeye yöneltiyor.
Ve toplumsal ortak değerlerinden hızlıca uzaklaştırıyor.
Dahası…
Kendine ve insanlığa karşı da yabancılaştırıyor.
Durum bu iken bir yerde keyifle oturmak gerçekten mümkün değil.
Keyifsizlik ise mutsuzluğu tetikliyor.
Mutsuz insan dolayısıyla etrafına zarar vermeye başlıyor.
Soruna başka açılardan da yaklaşılabilir elbette.
Ama…
Benim son zamanlarda insanlarda gördüğüm en büyük değişim bu.
Toplumsal kavganın şiddet boyutunu bu mutsuzluk olgusu birebir açıklıyor.
İnsan insanın kurdudur deyişi bir yana.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş sözü olup bitenlere sanki ışık tutuyor.
Bu noktada…
Hepimiz…
Hırslarımıza yenik düşüp….
Çarpık kapitalizmin kural tanımaz ilkelerine teslim olmuş durumdayız.
Bütün olup bitenleri dış etkenlere bağlı olarak açıklamak bir kolaycılığından kendimizi kurtarmamız gerek…
Biraz da kendimizi kendimiz gibi bakmayı deneyelim.
Şekspir’in de çok güzel ifade ettiği gibi…
Asıl meseleyi bir idrak edebilsek…
“Olmak ya da olmamak” ikilemi arasında kalmasak…!
Yani…

