Reklam
Reklam
473
0

Köprülü Mehmed Paşa Safranbolu’ya Geldi Mi?(1)

Köprülü Mehmet Paşa Safranbolu’ya gelip gelmediği sorunu merak konusudur?
Geçenlerde bir yazıma konu yaptığım Şeyh Bahaddin Gazi ‘nin kimliği bilmecesiyle aşağı yukarı aynı boyutta muammalı bir husustur.
Kafa yormayı ve araştırma yapmayı gerektiren bir çalışma alanıdır.
Yine Safranbolu söz konusu olduğunda diğer tartışmalı bir konu Cinci Hanı’nın mimarı meselesidir.
Hiç kitabesi olmayan bu müthiş görünümlü Han’ın mimarı kimdir.?
Anadolu kazaskeri payesini elde eden Karabaşzade Hüseyin’in çok değerli dostu Arnavut kökenli Mimar Kasım Ağa’mıdır?
Bitti mi?…
Bitmedi tabi…
Bir de Cinci Han’ın taşları meselesi var?
Acaba iddia edildiği gibi bu taşlar Safranbolu’ya 25 km uzaklıktaki Hacılarobası’ndan antik kent kalıntılarının sökülmesi ve taşınması sayesinde mi elde edilmiştir?
Araştırılması gerekir?
Sadece Unesco Dünya Miras kenti deyip övünmekle olmuyor demek ki?
Şimdi esas konumuza dönelim isterseniz?
Köprülü Mehmed Paşa Safranbolu’da bulunmuş mudur?
Hani bir deyiş vardır belki duymuşsunuzdur.
Sağır duymazsa uydurur diye…
Sadece uydursa iyi….
Rivayetsel anlatımlar dilden dile dolaşarak bazen şehir efsanesi oluşturur.
Bize göre de bu böyle olmuş…
Uyduranda uydurduğuna inanınca…
Olan olmuş…!
Peki aslı astarı olmayan bu söylentileri ,uyduruk anlatımları ilk kim dile getirmiş.?
Milli Eğitim Bakanlığı eski müfettişlerinden rahmetli Mehmet Behçet Bey…
O’nun 1925 yılında yayımlanan Kastamonu Asar-ı Kadimesi’nde (Kastamonu Eski Eserleri)bakın Köprülü Mehmet Paşa nasıl anlatılmış…
“Safranbolu’ya Sadrazam olmadan önce sürgün edilmiş olan Paşa gece gündüz Hıdırlık’ta dergahta namaz kılarak zamanını geçirmekti ve affedildiği takdirde Safranbolu’ya bir cami yaptırma sözü verdiği söylenti biçiminde halk arasında konuşulmaktadır.”
Halk arasında dolaşan diğer bir söylenti ise şöyledir:
”Paşa sürgün olarak geldiği Safranbolu’da bir dergahta ibadet edip gününü geçirirken İstanbul’dan atlıların geldiğini öğrenip katledileceğini zannedince hemen duaya başlar.
Ancak gelenler kendisine sadrazamlık görevinin verildiğini söylerler.Köprülü Mehmet Paşa bunu duyunca;Safranbolu bana uğurlu geldi.
Yaşamımı geçirdiğim dergahın yerine cami yaptıracağım der….
Halk arasında üçüncü söylenti ise şudur:
”Köprülü yanında bir kişi daha olduğu yerde Safranbolu’ya sürgün olarak gelir.
Bugünkü Kazdağlıoğlu caminin bulunduğu yerdeki Hamide Hatun medresesinin yanında bulunan dergahta ibadet eder.
Ancak paraları kalmaz.
Son incili peşkiri de sattıkları gece paşa yanındaki arkadaşına tarhana çorbası pişirmesini ister.
Çorba pişerken üstüne fare düşer.Her ikisi de aç kalır ve Köprülü Mehmet Paşa ellerine havaya kaldırır ve şöyle dua eder.
Eğer bir gün kurtulursam bu dergahın olduğu yere cami yaptıracağım der.Sadrazam olunca da verdiği sözü yerine getirir.”
Safranbolu’da bu anlatım revaç görmüşe benzer.
Ancak tarihi kayıtlarda kendisinin Safranbolu’ya sürgün olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
15 Eylül 1656 yılına kadar Sadrazam olmadan önce kendisiyle ilgili bilgiler şunlardır:
1.IV.Murad zamanında 1623 yılında Matbah-ı Amire’de (Saray mutfağında yamak olarak) görev yapmaya başlar.
Sonra Aşçıbaşı olur.
Daha sonra Enderun’da (Saray Okulu)Has Odalı olur.
Boşnak Hüsrev Paşa’nın gözüne girer Hazine-i Amire’de görev alır.
Bir süre sonra muhtemelen geçimsizliği ve dobralığı nedeniyle İstanbul’dan uzaklaştırılır.
Kendisine sipahilik verilir.
Buna bir nevi sürgün de denilebilir.