İnsanın başına ne geliyorsa cahillikten geliyor.
Okumadan, bilgi sahibi olmaya çalışmak bunun en önemli nedeni tabi ki..
Bakın….
Akıllı telefonlar çıkalı da yanımızı da yaklaşılmaz oldu.
İyice bizi tuhaflaştırdı.
Sanki…
Aklımızı başımızdan aldı.
Öyle ki…
Telefonların aklına güvenip kendimizinkini kullanmaz olduk.
Vallahi….
Kentteki yürüyüşümüz bile değişti.
Yolda telefonlara gösterdiğimiz ilgiden birbirimizin yüzüne bakamaz olduk.
Kent kültürünü hiçe saydık.
Ve onu…
Fütursuzca tüketmeye başladık.
Ama yerine de bir şey koyamadık..
O zaman ne oldu….
Sevgi ve saygıda kusur etmeye başladık.
Bunların hepsini yerini sözüm ona sanal gerçekler ve dedikodu aldı.
Dünkü yazısında Sayın Gölbek, Her Telden köşesinde Karabük’ün kent kültürü bağlamında durumunu anlatan çok güzel bir değerlendirme yapmış.
Şaka bağlamında da olsa…
“Dedikodu Üretim Merkezi”
Yani…
“Karabük’te DÜM diye bir yer varmış “ diyor.
Her şakada da bir gerçek var düsturunu unutmayalım.
Şu işe bir bakar mısınız…!
Sanayiin ve emeğin başkenti diye övündüğümüz kent ne hale gelmiş.
Bu neden böyle….
Sebebi belli…
Aynı ortamda çıkar çatışması içinde bulunma.
Peki bu duygu içinde olanlar kentin geleceğini kendi çıkarları için heba etmiyorlar mı?
İşte bunu düşünen yok.
Menfaat duygusu gören gözleri görmez yapmış.
Adam…
Kendi çıkarlarını gözetiyor….
Ama toplumu düşünmüyor…
Bizim böyle bir ortamda mutlu olma şansımız var mı?
Elbette yok…
O nedenle dümeni hep kendi pusulamıza göre kırmayalım.
Biraz de etrafımızı düşünelim.
Bakın Karabük’e….
Konuşulanlara….
Dedikodu almış başını gidiyor….
Gerçek olan ne sorusu sahibini arıyor.
Bulabilene aşk olsun.
Lütfen kent kültürüne darbe vurmayalım.
Kentin tarihsel gerçeklerine göre hareket edelim.
Önce okuyalım…
Sonra bilgi sahibi olalım.
Cahilce tutum ve davranışlardan kendimizi kurtarmaya çalışalım.
Bu arada ve en önemlisi..
İçinde yaşadığımız kenti de babamızın çiftliği gibi görmeyelim.
Lütfen…!

