Reklam
Reklam
212
0

Merdiven Korkulukları…!

Bu yazının konusu; Karabük’ün kültür tarihine yönelik bazı saptamalar yapmayı içermektedir…
Geçmişe yönelik literatür çalışmaları sonucunda Karabük’le ilgili olarak en önemli saptamalarımızdan birisi şu oldu:
Karabük’ün şu an ki kültür hayatı geçmişle kıyaslanmayacak, karşılaştırılmayacak derecede geri gitmiş bir durumdadır.
2000 yıllardan başlayarak günümüze ulaşan bu 17 yıllık süreç içinde Karabük’te gelişmeleri yazıya geçirme ve değişiklikleri kaydetme noktasında hiçbir çaba içine girilmemiş olması bu düşüncemize kanıt oluşturmaktadır.
Belki bu durum Karabük’ün, bulunduğu mevzilerden geri çekilmesinin ya da bu mevzileri kaybetmesinin bir sonucu olarak düşünülmelidir.
Geçmişe dönecek olursak, Karabük gibi belediye teşkilatını henüz köy aşamasında oluşturmuş(1938-1939),nahiye iken kendi adına mecmua çıkarmış(1944),1951 yılında mahalli gazete yayımlamaya başlamış bir kentin sosyo-ekonomik ve kültürel hayatını incelemek için bol miktarda yayın yapılmış olması gerçekten günümüz açısından dikkatle göz önünde tutulması gereken ilgi çekici bir durumdur.
Ekonomik durumun iyi olması ile bir kente verilen önem arasındaki ilişkiyi bu literatür taramaları sırasında rahatlıkla görmekteyiz.
Karabük’ün kuruluşunun 25.yıl kutlamaları çerçevesinde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı olarak “Karabük Araştırmaları Merkezi “ adı altında bir birimin kurulması,bu fakülteye bağlı öğretim üyelerinin ve onların görevlendirdiği öğrencilerin(Karabük’le ilgili çalışmaları ile tanınan sosyolog Uğurol Barlas’ta bu duruma dahildir) tez çalışmaları için Karabük’ü tercih etmeleri,bu kentin bir zamanlar ne kadar gözde ve muteber bir konumda olduğunu bizlere kanıtlamaktadır.
Tarihe damgasını vurmuş ancak,Türkiye’nin ilk ağır sanayi kenti olmuş bu yerleşim alanı ile,değişen koşullara uygun hareket edemediği için, sanayi alanında elinde bulundurduğu imkanlara yeni kazanımlar ve eklemeler yapamamış Karabük arasında çok büyük bir uçurumun olduğu görülmektedir.
Bu literatür çalışması sırasında,geçmişe bakarak yapılanları ve yazılanları gözden geçirdiğimizde hüzünlendik,ürktük ve bir kentin neden bu kadar sahipsiz bırakıldığına hayıflandık…!
Şimdi bu kaygı bizde şu başlık altında yeni bir kitap yazma düşüncesi uyandırdı.
Karabük:”Bir Kentin Doğuş,Yükseliş ve Gerileyişinin Tarihi”…
Düşündürücü değil mi?..
İyi ama…
Bu ürkütücü tablo karşısında ;Karabük için söylenegelen bazı sloganların o halde ne anlamı kalıyor…
”Karabük Sevdası”,
”Karabük Sevdalıları”,
”Cumhuriyet Kenti Karabük”,
”Ağır Sanayinin Başkenti:Karabük”…”
Türkiye’yi İnşa Eden Kent:Karabük”…
Bir kenti yüceleştirme adına söylenmiş bu sözler doğruysa,birikimi geleceğe taşıma konusunda hiç çaba gösterilmemiş olmaması düşündürücü değil midir?…
Geçmişe yönelik Karabük’ü konu alan referans ve kaynaklar çok çeşitlilik göstermektedir.
Bize düşen görev,geleceğin Karabük’ünü tanımlama ve oluşturma noktasında bu çeşitlilikten ve birikimden yararlanmaktır.
Çekül Vakfı’nın da paylaştığı bir görüşte de ifade edildiği gibi,
”Artık kentler,yeniden tanımlanmaya,değişik ölçekteki ilişkiler ağı içinde değerlendirmeye uğramaktadır.”
Bu değerlendirmeye de geçmişteki birikimler kaynak oluşturmakta ve yön vermektedir…
Ancak dününü unutmuş,birikimlerini önemsememiş Karabük, bugün merdiven çıkarken zorlanmaktadır.
Merdiven korkuluklarından medet ummaktadır.
Bütün sorun merdivenleri korkuluklara tutunmadan yürüyebilmekten geçmektedir…!