Kentleri konu alan yazılarımıza devam ediyoruz.
Çünkü işimiz bu.
Kentlerin sözcüsü biziz.
Onlarla keyifleniriz…
Onlarla üzülürüz.
Yaşamamızın büyük bir kısmı onları anlamak ve sorunlarını çözmeye kafa yormakla geçer.
Daha doğru bir deyişle…
Kentler bizim aynamızdır.
Nasıl görmek istersek bize öyle görünürler.
Kentler ; sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerin yerine getirildiği yaşam alanlarıdır.
Günümüzde belli iş kollarında kendi marifetlerini ortaya koyarak çekim merkezi oluyorlar.
Gece-gündüz demeden bu uğurda mesai yapıyorlar.
Elbette…
Kendi yetenekleri doğrultusunda değer üretiyor ve bunları pazarlayarak…
İhracata konu yaparak…
Ekonomik bakımdan güçlerine güç katıyorlar.
Sonra da bunu başarmanın haklı gururunu yaşıyorlar.
Baktığımızda…
Günden güne kent çeşitlerinde artış gözleniyor.
Coğrafya derslerinde bizlere öğretilenlerin dışında o kadar çok kent çeşitleri var ki…
Bu kentler;
Tarihi kentler…
Ticaret kentleri…
Sanayi kentleri…
Turizm kentleri…
Termal kentler…
Spor kentleri…
Hoşgörü kentleri…
Tarım kentleri…
Marka kentler
Dini kentler…
Siyaset kentleri..
Yemek kentleri…
Su kentleri…
Kıyı kentleri…
Dağ kentleri…
Emekli kentleri…
Üniversite kentleri gibi
Ama bu nitelemeler bana hiç yeterli görünmüyor.
Bu yazıda onları çoğaltmaya çalıştım.
Paylaşıyorum…
Kentsel dönüşüm kentleri
Rant kentleri
Kirli hava kentleri
Temiz hava kentleri
AVM kentleri
Büyük Şehir Belediye kentleri
Yavaş(sakin) kentler.
Dedikodu kentleri
Reklamsız kentler.
Akla gelmeyen kentler
Güvenli kentler…
Dediğim gibi…
Birçok kent çeşidi var günümüzde.
Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir.
Karabük bu nitelemelerin neresinde konumlanır acaba?
Hangi özelliği daha baskın.
Burası elbette sanayi kenti.
Demir ve çeliğin başkenti.
Bu noktada 1000 ihracatçı firma arasında
Çelik ihracatında…
İlk dört firmanın Karabük kökenli olması rastlantı olmasa gerek.
Demek ki…
Birileri üretiyor.
Karabük’ü demir ve çeliğin başkenti yapmaya devam ediyor.
Yani…
Tarih genlerinden yeniden doğurmaya devam ederek.
Bu topraklara hayat veriyor.
