Reklam
Reklam
186
0

Ne Konuştuk?

Karabük’ün yeni Vali’si Sayın Kemal Çeber kentimizi ve ilçelerini tanımaya çalışıyor.
Çeşitli ziyaretler gerçekleştiriyor.
Bu arada kabuller yapıyor.
Hummalı bir çalışma içinde…
Bu arada bizde ziyarette bulunarak yeni görevinde başarı diledik,hoş geldiniz dedik.
Geçen Cuma günü kendisiyle makamında çok kısa bir konuşma gerçekleştirdik.
Sayın Vali’miz Karabük’e gelir gelmez ilk iş olarak evinde Karabük’ü konu alan kitaplardan oluşan bir kütüphane oluşturmuş…
Bu kitapları okumaya başlamış….
Bir yöneticinin hizmet ve görev yapacağı bir kenti öğrenmek için kütüphane oluşturması hiç alışılmış bir şey değil…
Demek ki Sayın Vali Kemal Çeber kentin sorunlarına bilimsel yaklaşım gösterme ve çözüm bulma çabasında…
Ayet-i kerimede de ifade edildiği gibi “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”…
Sayın Vali’mizin bu anlamda Karabük’e farklı bir açıdan bakacağı belli…
Bu farklılık kendisini okuyarak , bilerek işe başlamasında gösteriyor.
Sayın Vali’miz ile konuşurken dikkatlerini çeken bir hususu benimle paylaştılar.
“ Karabük’le ilgili yayınlar neden bu kadar az” diyor…
Çok doğru…
Benim 2007 yılında yayımladığım Cumhuriyet Kenti Karabük adlı çalışmadan önce kentimizi konu alan 2 eser yayımlanmıştı….
Bunlardan ilk 1948 yılında basılmış olan İsmail Ömer Girgin’e ait Karabük adını taşıyor.
Dönemin D.Ç Müessese müdürü Muhittin Erkan’ın destekleri ile yayımlanma imkanı bulmuş.
Diğeri de herkesin malumu olduğu üzere İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi yayınları arasında yer bulan Kuruluşunun XXV. Yılında Karabük adını taşıyan konferanslar dizisini ihtiva eden eser.
Prof.Dr.Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu’na ait olan bu konferanslar silsilesi halen önemini korumaktır.
Yayın konusunda Karabük’e bakış açısını değiştiren kişi olarak kendimi gösterirsem herhalde mübalağ yapmış olmam.
Benden sonra Mehmet Kütükçüoğlu’nun yüksek lisans tezi olarak hazırladığı Milli Şef Döneminde Karabük adlı eser,Türkiye’nin İlk Ağır Sanayi Kenti Karabük adıyla Valilik yayınları arasından çıktı.
Hüseyin Lütfi Ersoy’un Karabük adlı araştırması da bu arada önemli bir boşluğu doldurdu…
2010 yılında Karabük ve Demir Çelik Sempozyumunda yer alan bildiriler gerçekten Karabük’e olan ilgiyi üst seviyelere taşıdı…
2013’de yine Valilik yayınları arasında yerini bulan ,Recep Karacakaya,İsmail Yücedağ ve Nazım Yılmaz tarafından büyük bir titizlikle hazırlanan Arşiv Belgelerinde Karabük adlı eser,tarihsel süreç içinde Karabük ‘ün varlığına açıklık getirmekle çok önemli bir fonksiyonu icra etti….
Karabük Valiliği ve Bakka tarafından yayımlanan ve bir komisyona hazırlatılan 81 İlde Kültür ve Şehir projesi çerçevesinde Karabük adını taşıyan çalışmayı unutmamak gerekir.
Bu arada benim de panelist olarak yer aldığım Özcan Büyükgenç’in editörlüğünde Karabük Üniversitesi yayınları arasında kendine yer bulan 3 Nisan 1937’den Bugüne Karabük adlı sözel tarih çalışmalarını da içeren kitabı unutmamak gerekir.
Karabük’le ilgili olarak en son çalışma olmasa da farklı bir boyutta kente bakan fotoğraflarla kente ait anıları buluşturan kitabımız Zaman,Mekan ve Anılarla Karabük adını taşıyor.Bu kitabımız Kardemir AŞ sponsorluğunda hayat bulmuştur.
Sayın Vali’miz Karabük’ü konu alan ve kendisine iletilen kitaplar içinde bu eserin olmadığından bahsettiler…
Hediye ettik….
Çok ilginç buldukları kitabımızı en kısa zamanda okuyacaklarını söyleyerek bize isteklerini ilettiler.
“Acaba bir Karabük romanı yazsanız,yazılsa nasıl olur “….
Bana göre bu roman Cumhuriyeti ‘n sosyo ekonomik durumunu ve Türk işçi sınıfını söz konusu yapacağı için okuyucuları çok etkiler.
Karabük’e olan ilgiyi artırır.
Şehrin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur…
Öyle değil mi?