Kentler alarm veriyor.
Nefes almak zorlaşıyor.
Buna karşın…
Hala kentler nüfus çekmeye devam ediyor.
Alt yapı hizmetlerini belediyelerin karşılaması gittikçe zorlaşmakta…
O zorluğu çeken kentler arasında Karabük ve Safranbolu da var.
Hizmet ile büyüme arasında orantısızlık sorunlara davetiye çıkarıyor.
Bu arada…
Trafikteki taşıt bolluğu dikkat çekici boyutlarda…
Ama yollar aynı…
Taşıt bolluğu karşısında, çaresizlik kendini hissettiriyor.
Trafik kazalarının her geçen gün sayısı artıyor.
Maganda sürücüler nedeniyle kazasız gün yaşamak mümkün olmuyor.
At ile taşıt arasındaki farkı bir türlü kavramış değiliz.
Kendimizi bozkırda yaşıyor zannediyoruz.
Kural tanımaz ruhumuz hız yapmaktan haz alıyor.
Emniyet kemeri bizim için sanki lüks eşya…
Aldığımız eğitim davranışlarımızda bir değişikliğe neden olmuyor.
İçimizden geldiği gibi hareket ediyoruz.
Bencillik , acelecilik ve hız tutkumuz kurallara uymamızı engelliyor.
Yollarda öyle kazalar görüyoruz ki akıl alacak gibi değil.
Bilimsel olarak bu kazaların izahını yapmak mümkün olmuyor.
Bir de…
Kaza yapan şahıs ;
Uyuya mı kalmış.
Alkollü mü?
Kırmızı ışıkta mı geçmiş…
Yanlış sollama mı yapmış.
Hız haddini mi aşmış…
Kaza yapanlara bakın…
Sadece birbirlerini suçluyorlar.
Suçlu kim.?
Yanıt yok.
Trafik kazaları Türkiye’nin çözümsüzlük içeren sorunlarının başında olmaya devam ediyor.
Sadece ceza kesilerek sorunun çözümü beklemek beyhude bir davranış.
Burada da her işte olduğu gibi eğitim eksikliği kendini gösteriyor.
İçimizdeki canavara teslim olmaktan bizi ala koyamıyor.
Ne yaparsak yapalım…
İşin içinden bir türlü çıkamıyoruz.
Çıkacak gibi de görünmüyoruz.
Ata binmek maharet…
Arabaya binmek ise kural + maharet ister.
Bunun ayırımında olmamız bizleri biraz olsun trafikte ferahlatacaktır.
Öyle değil mi?…

