Acınacak durumdayız…
Neden?…
Çünkü okumuyoruz…!
Konuştuğumuz kadar okumuyoruz.
O nedenle söylediklerimiz tat vermiyor.
Hatta bazen düşündürüyor.
Dinleyiciler üzerinde bir etki yaratmıyor.
****
Japonya’da bir kişi yılda 25 kitap okuyor.
İsveç’te 7 kitap
Fransa’da bu sayı 6’ya düşüyor.
Bizdeki duruma bakalım.
Yılda 6 kişiye bir kitap düşüyor.
Yani….
Türkiye’de gerçek anlamda okuma sorunu yaşayan bir ülke.
Neden acaba?
Bizde eğitim öğretim sistemi sınavlara odaklı.
O nedenle faydacı bir öğretim sistemi söz konusu
Sınavda sorulmayacak olanı okumama gibi bir anlayışla yetiştiriliyoruz.
Kitabı elimize aldığımızda önce işimize yarar mı yaramaz mı ona bakıyoruz.
Oysa okuma uğraşı bir ihtiyaç ve kültürlenme işi…
Öyle bir ihtiyaç ki okumadınız zaman rahatsızlık duyuyorsanız.
Oysa bizde böyle bir ihtiyaç hiçbir zaman kendini hissettirmiyor.
****
Okuduğunuz en son kitabı sorsak kafanızı kaşıyacağınıza eminiz…
Ha sahiden unutuyordum…
Bir de kitaba para mı verilir diyen içimizde çok biliyor zanneden has cahiller güruhu var …!
Onlara göre hayat; varsa yoksa para kazanma ve bol miktarda çene yaparak vatandaşın gerçekleri görmesini engelleme anlamını taşıyor.
Yani…
Amel defterlerini para ile açıp çene ile kapatıyorlar.
Sonra da karşımıza geçip nasihat vermeye kalkıyorlar.
*****
Bir de bir grup var
Durmadan okumayı sorgulayan…
Aynı zamanda aşağılayan.
Bunlar “okudun da ne oldun” diyor.
Bir başkası da okumayı yok sayarcasına “kaç paralık adamsın” diyor…
Bunlara söylenecek sözümüz şu olmalı….
Sen paralı olmana rağmen bilgisizliğinin sefaletini yaşıyorsun.
Bu sefalet seni tüketecek.
Yarın kimse senin yaşadığının farkında bile olmayacak.
Bir toplum da okuyanlar,okuduğu için horlanıyorsa…
Ya da okuma , sadece para kazanma açısından değerlendiriliyorsa…
O toplumun hali ne olur?
Geleceğini şekillendirebilir mi?
Dünyayı algılayabilir mi?
Olan biteni sorgulayabilir mi?
Her söylenen söze kanmaz mı?
Sahiden…!
Kanmıyor mu?

Kirli sakallı karizmatik genç
•Okumak iyidir. Kültürlü olmak lazım