Karabük için..
Öyle bir geçer zamanki dediğimiz zaman..
Geçmişe yönelik yaptığımız literatür çalışmaları sonucunda şöyle bir sonuç ortaya çıktı:
Karabük, kültür hayatı ve bununla ile bilgilerin oluşturulması açısından geçmişle kıyaslanmayacak durumdadır.
2000’li yıllardan başlayarak günümüze ulaşan bu 20 yıllık süreç içinde Karabük’te gelişmeleri yazıya geçirme ve değişiklikleri kaydetme adına hiçbir çaba içine girilmemiş olması düşündürücüdür.
Gelinen nokta…
Karabük’ün, bulunduğu mevzilerden geri çekilmesinin ya da bu mevzileri kaybetmesinin acı hüznünü bizlere hissettirmektedir.
Geçmişe dönecek olursak, Karabük gibi belediye teşkilatını henüz köy aşamasında oluşturmuş (1939), nahiye iken gazete (1951) ve kendi adına mecmua çıkarmış(1944) bir kentin sosyo-ekonomik ve kültürel hayatını incelemek için bol miktarda yayın yapılmış olması gerçekten günümüz açısından dikkatle göz önünde tutulması gereken ilgi çekici bir durumdur. Ekonomik durumun iyi olması ile bir kente verilen önem arasındaki ilişkiyi bu literatür taramaları bize göstermiştir.
Karabük’ün kuruluşunun 25.yıl kutlamaları çerçevesinde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı olarak “Karabük Araştırmaları Merkezi “ adı altında bir birimin kurulması, bu fakülteye bağlı öğretim üyelerinin ve onların görevlendirdiği öğrencilerin (Karabük’le ilgili çalışmaları ile tanınan sosyolog Uğurol Barlas’ta bu duruma dahildir) tez çalışmaları için Karabük’ü tercih etmeleri, öyle bir geçer zaman tasavvurunda kentin ne kadar gözde ve muteber bir konumda olduğunu bizlere kanıtlamaktadır.
Tarihe damgasını vurmuş ancak, Türkiye’nin ilk ağır sanayi kenti olmuş bu yerleşim alanı ile,değişen koşullara uygun hareket edemediği için, sanayi alanında elinde bulundurduğu imkanlara yeni kazanımlar ve eklemeler yapamamıştır.
Bu literatür çalışması sırasında,geçmişe bakarak yapılanları ve yazılanları gözden geçirdiğimizde hüzünlendik,ürktük ve bir kentin neden bu kadar sahipsiz bırakıldığına hayıflandık…!
Şimdi bu kaygı bize şu başlık altında bir kitap çıkarma düşüncesini uyandırdı.Karabük:”Bir Kentin Doğuş,Yükseliş ve Gerileyişinin Tarihi”…
Düşündürücü değil mi?..
İyi ama…
Bu ürkütücü tablo karşısında ;Karabük için söylenegelen bazı sloganların o halde ne anlamı kalıyor…
”Karabük Sevdası”,
”Karabük Sevdalıları”,
”Cumhuriyet Kenti Karabük”,
”Ağır Sanayinin Başkenti:Karabük”…”
Türkiye’yi İnşa Eden Kent:Karabük”…
Bir kenti yüceleştirme adına söylenmiş bu sözler doğruysa,birikimi geleceğe taşıma konusunda hiç çaba gösterilmemiş olmaması düşündürücü değil midir?…
Geçmişe yönelik Karabük bilgisi ve referansları, kaynaklar anlamında çok çeşitlilik göstermektedir.
Bize düşen görev,geleceğin Karabük’ünü tanımlama ve oluşturma noktasında bu çeşitlilikten ve birikimden yararlanmaktır.
Bir zamanlar Çekül Vakfı’nın da paylaştığı bir görüşte ifade edildiği gibi,”Artık kentler,yeniden tanımlanmaya,değişik ölçekteki ilişkiler ağı içinde değerlendirmeye uğramaktadır.”
Bu değerlendirmeye de geçmişteki birikimler kaynak oluşturmakta ve yön vermektedir…
Ancak dününü unutmuş, birikimlerini kaybetmiş Karabük bugün merdiven çıkarken zorlanmaktadır.
Bütün sorun bu zorluğu aşmaktan geçmektedir…!
