Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi partilerin üye sayılarını güncelleyerek açıkladı. Açıklanan rakamlara göre; Ak Parti’nin üyesi sayısı 11 milyon 543 bin 301, ana muhalefet partisi CHP’nin üye sayısı 1 milyon 922 bin 757 oldu. Saadet Partisi ise muhalefet partileri arasında 2025 yılında üye sayısını en çok artıran parti oldu.
Bakın muhalefet partilileri arasından üye sayısını en çok artıran parti CHP değil Saadet Partisi oldu.
Baştan söyleyelim rakamlara göre Ak Parti açık ara zirve de…
Saadet Partisi İl Başkanı Sayın Gündoğdu yayımlamıştı sosyal medya hesabından oradan görmüştüm. O yayımladığı görseldeki partiler arasında,
AK Parti’nin üye sayısı, listedeki diğer 11 partinin toplamına yaklaşıyor.
Bu sadece siyasi bir başarı değil, örgütsel kapasite ve saha hâkimiyetinin de göstergesi değil mi ?
AK Parti toplam üye sayısında CHP’nin yaklaşık 6 katı üye sayısına sahip. CHP son 6 ayda +19.325 üye kazanmış. AK Parti aynı sürede +664.568. Yani: AK Parti’nin son 6 aylık artışı, CHP’nin artışının 34 katı. 1’e 34… Bu tablo, muhalefetin “sandıkta varız ama örgütte zayıfız” sorununu net biçimde göstermiyor mu ?
Saadet Partisi muhalefet partileri içinde son 6 ay da birinci , tebriki hak ediyor ama muhalefetle mi yarışıyor iktidarla mı diye bakıldığında sonuç başka. AK Parti’nin sadece 6 aylık artışı, Saadet Partisi’nin toplam üye sayısının iki katından fazla. Bu kıyas, “hızlı büyüme” ile “siyasal ağırlık” arasındaki farkı ortaya koyuyor değil mi ?
AK Parti’nin üye sayısı, MHP’nin yaklaşık 23 katı. MHP artışı +593, AK Parti artışı +664.568. Bu fark, Cumhur İttifakı içinde taşıyıcı ana omurganın kim olduğunu açıkça gösteriyor değil mi ?
Deva, Gelecek ve Zafer Partilerinde ise artış yok. Artış olmadığı gibi bir kaçış görüntüsü var. Yargıtay’ın rakamları resmi buna göre Deva – 3 bin 150, Gelecek – bin 749 ve Zafer – bin 339 üye kaybetmiş.
AK Parti büyürken, yeni partilerin üye kaybetmesi dikkat çekici değil mi ? Seçmen yeni parti deniyor ama üye olarak kalıcı bağ kurmuyor demek ki!
Bu analiz genişletilebilir, geliştirilebilir… Yarın da yazarım ama şu an rakamlar Ak Parti zirvedeki yerini koruyor, diyor.
***
Eğitim de Tartışmalar
Karabük’te Milli Eğitim üzerinden yaşanan tartışmalar, ne ilk ne de son olacak gibi görünüyor, demiştim. Son olarak Mehmet Vergili Fen Lisesi’ne yapıldığı iddia edilen Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni ataması, liyakat, hizmet puanı ve objektif kriterler üzerinden yeniden kamuoyunun gündemine oturdu.
Eğitim-İş Sendikası ve Türk Eğitim Sen , atamanın hangi yasal dayanakla yapıldığının açıklanmasını isterken; proje okulları ve fen liselerinin “kişisel ya da keyfî tercihlerle yönetilemeyeceği” vurgusu yaptılar.
Geçmişte de yapmışlardı, bir şey değişmemiş demek ki !
Geçmişte de Karabük Milli Eğitim Müdürlüğü, liyakat dışı atama, görevlendirme ve mülakat iddialarıyla sık sık tartışma konusu olmuştu. Müdürlük sınavı olmadan yapılan görevlendirmeler, branşı tutmadığı hâlde yönetici yapılan isimler, mülakat puanları üzerinden dile getirilen adaletsizlik iddiaları hafızalardaki yerini koruyor.
İddiaların ne kadarının doğru olduğu tartışmalı olsa da, Milli Eğitim’in bu başlıklarla anılması başlı başına bir sorun olarak ortada duruyordu, duruyor ve öyle anlaşılıyor ki durmaya devam edecek !
Saadet Partisi’nden “Şeffaflık” Çağrısı
Tartışmalara Saadet Partisi Karabük İl Başkanı Aziz Gündoğdu da yazılı bir açıklamayla dâhil oldu. Gündoğdu, Fen Lisesi’ne yapıldığı iddia edilen usulsüz atamanın eğitimde liyakat ve adalet ilkesini zedelediğini belirterek sürecin şeffaf şekilde kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu. Fen liselerinin siyasi ya da kişisel tercihlerle değil, mevzuat ve hakkaniyet esaslarıyla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Gündoğdu, “Eğitim, kadrolaşmanın aracı hâline getirilemez” ifadelerini kullandı.
Dedim ya, geçmişte de birçok benzer iddia ortaya atılmıştı. Bugün de iddialar ortaya atılıyor, yarınlar da benzer iddiaları duyabiliriz demek ki.
Sonuç mu ? Sonuç orta da işte… Birileri bunlara başarı diyor, çünkü birilerinin altları kuru keyifleri yerinde demek ki !
***
KBÜ Büyüyor, Karabük Payını Alıyor Mu ?
Dün başarıların bir kısmını yazmıştım bugün bu başarıların şehre ne kadar yansıyıp yansımadığını yazayım.
Karabük Üniversitesi son yıllarda akademik başarılarıyla adından söz ettiriyor. Uluslararası sıralamalarda yükselen, yabancı öğrenci sayısını artıran, bilimsel yayınlarda ivme yakalayan bir üniversiteden söz ediyoruz. Bu tablo inkâr edilemez bir başarıyı işaret ediyor bu artık inkar edilemez bir nokta da…
Ama Bu başarı Karabük’ün neresine yansıyor? Üniversitemiz büyürken, şehir merkezi neden aynı yerde sayıyor?
Karabük Üniversitesi; Uluslararası akademik sıralamalarda her yıl daha görünür hale geliyor. Yabancı uyruklu öğrenci sayısıyla Türkiye ortalamasının üzerine çıkmış durumda. Akademik yayın ve proje sayısında ciddi artışlar yakaladı
Kâğıt üzerinde bakıldığında KBÜ, genç bir üniversiteye göre başarılı bir grafik çiziyor.
Buraya kadar sorun yok.
***
Peki Şehir Merkezi Neden Geri de Kalıyor ?
Asıl mesele bu ve yıllardır aynı sorun devam ediyor. Öğrenciler şehir merkezine inmiyor.
Üniversite mi şehre kapalı, şehir mi üniversiteye? sorusu çıkıyor ortaya. Karabük Merkezinde bu yönde ciddi bir ekonomik hareketlilik, kültürel canlılık ve sosyal dönüşüm yok. Bu öğrencilerin şehir merkezinde bir karşılığı yok
Bu durumu tek başına üniversite yönetimine yüklemek doğru olmaz, kolaycılık olur diye düşünüyorum. Yerel yönetimler; üniversiteyi şehir planlamasının neresine koydu? STK’lar, odalar, esnaflar bu genç nüfusla ne kadar temas kurdu? Şehirle daha güçlü bağ kurmak için hangi somut adımları atıldı ? Hangi sosyal – kültürel etkinlikler öğrencilerle organize edilebildi ?
Yani amacımız üzüm yemek. Yeni yıl da Üniversite yönetimi, yerel yöneticiler, STK’lar, esnaflar ve kentin yöneticileri bu yönde hangi adımları atmayı planlıyorlar örneğin.
Ya da şöyle sorayım bu yönde bir planlama var mı ?
Not: Amacımız; Karabük Üniversitesi’nin başarısının Karabük’ün başarısına nasıl dönüşeceğinin planlanması ve somut adımların atılmasına vesile olabilmek. Bir kuruma ya da kurumlara karşı bir yazı değil yani. Üniversitemiz büyürken şehir merkezi de bundan payını almalı değil mi ?


