Bir önceki yazılarımın birisinde post-modernite hakkında düşüncelerimi açıklayacağımı söylemiştim…
O halde başlayalım…
Anlamsız kırılmalar bütünlüğü bozar.
Kaos insanları birbirine düşürür.
Geleceği karartır.
Günümüzde olup biteni anlama gayreti bize böyle düşündürmeye yöneltti.
Evet…
Bütün bozulması , parçalara ayrılmasıdır.
Postmodernite denen şey budur.
İnsanlık moderniteden, post-moderniteye geçti.
Artık eldeki vazo işe yaramıyor.
O zaman ne yapmak lazım.?
Vazoyu yere atıp parçalamak ve onun anılarından kurtulmak gerek.
Bütün mesele bu işte.
Günümüzde yaşanan karışıklıkların esas açıklaması…
Şimdi biz…
Post –modern dayatmadan kurtulabilmenin yollarını düşünmek zorundayız.
Bunun için ne yapmak lazım.?
Sağlam bir iradenin sahibi ve yürütücüsü olabilmek gerek…
Ve bu iradeyi yaşam ve gelecek adına zenginleştirmeye çalışmaya gayret etmeliyiz.
Bu tabir yerindeyse…
Açık denizlere yelken açmak gibi bir şey….!
O nedenle etrafa baktığımızda güzel şeyler görmek istememizin nedeni bu olmalı…
İyi ve güzel şeylerin içinde hayat bulmak.
O’na tutunmaya çalışmak.
Yaradan’ın indinde…
İnsan yaratılmış varlıkların en güzel olanıdır.
Bu nedenle….
Kavga ;insana ve insanlığa yakışmayan bir hususiyettir.
İnsan olamamanın ilk halini anlatır.
İnsanlık sevgi ürettikçe kimlik kazanır.
Kavga ettikçe kendine yabancılaşır.
Kavga;
Vahşettir.
Barbarlıktır.
Vandallıktır.
Savaş insanlık düşmanı bir eylemidir.
Izdıraptır.
Uygarlıkların ve kültürlerin yok edilmesidir.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarındaki insan kayıpları ve sakatlıklar bu açıdan önemli tecrübelerdir.
Ne demek mi istiyoruz.?
İnsanlar bütün yaşanan olumsuzluklardan ders almalıdır.
Kavga ve savaşla bir yere varmak mümkün değildir…
Evet savaş birçok teknolojik buluşa imza atılmasına vesile olmuştur ama….
Ama insanlık bunun bedelini çok ağır ödemiştir.
Bakınız…
Endüstriyel devrimler sayesinde dünya küçüldü…
Ama aynı zamanda buluşlar yüzünden de yaşlandı.
Doğa kimliğini kaybetti.
Virüsler çoğaldı.
Tehlike büyük boyutlara ulaştı.
Özgürlüğümüz elimizden alındı.
Dünyayı garip duruma düşüren bir gelişme var.
Günümüzde bilinmeyen yeni hastalıklar ortaya çıkabilir.
Doğal ortamların yok edilmesinin hastalık yapan virüslerin çoğalmasına yol açtığı ortada.
Her şeyden önce geleceği ;yeni doğanlar/doğacak olanlar için düşünmek zorundayız.
Bir reklamda söylendiği gibi…
“Gelecekte bir gün gelecektir.”
Evet…
O zaman…
İnsanlık, kendi çıkarları için yok ettiği her şeyi arar hale gelecek.
Dahası…
Her arayışta “ah/vah” çekecek.
Ama iş işten çoktan geçmiş olacak….!
