Ortak ruh,
Ortak hedefler,
Birlikte çalışma ruhu…
Hepsi ne için….
Yaşanılabilir bir kent için.
İşte prestij için hasreti çekilen düşünceler ve özlemler.
****
Bugün için Karabük yaşanabilir kent olma özelliğini yitirmiş durumda.
Dar alanda paslaşmalar…
Betonlaştırılmış asfaltlar ve yapılar arasında gidip gelmeler.
Yerel ve ulusal/yaygın medyada yer alan Karabük haberleri hiç iç açıcı durumda değil.
Karabük’te yaşam kalitesi irtifa kaybetmekte,
Sosyal projeler Karabük gerçeğinin çok gerisinde…
Henüz üniversite kenti olmanın bu anlamda avantajını da görebilmiş değil.
Yaşanan kopukluklar kent dinamiklerini olumsuz yönde etkilemekte.
Ortak bir ruhun oluşmasını sekteye uğratmakta…
****
Hep aynı mekanda dolaşmak.
Garip bir durum.
Bu garipliğe bir de koronavirüs darbe vurunca…
İyice durgunluk hasıl oldu.
Olacak şey değil doğrusu.
Ama oldu…
Ne yapmak lazım.
Açmazlardan kurtulmak.
Ütopyaları gerçeğe dönüştürmek.
Bunun için büyük bir güç mü gerekiyor.?
Öyleyse o gücün ne olduğunu düşünmek hepimizin görevi olmalı….
Dar alanda bir cadde boyunca gidip gelmek bu kentte yaşayanların kaderi olmamalı…
*****
Bir kentin ruhu olmalı.
Ruhu olmayan kentlerde yaşamak gerçekten insanı zombileştiriyor.
Kentleri bu ruhsuzluktan kurtarmak gerek.
Edebiyat, sanat, müzik, tiyatro…
Hepsi gerekli olan ruh yaratan, kenti karizma yapan enstrümanlar…
Bizim kentte böyle bir şey yok.
Varsa yoksa para…
Ve…
Elbette makyevelizm.
Amaca ulaşmak için her şeyi mübah sayan dünya görüşü.
Ben söyleyeyim.
Bu işin sonu yok.
Estetikten mahrum yaşamak insanı kabalaştırıyor.
Bakan akşam haber bültenlerine…
Çıkarı için birbiriyle kavga eden insanlarla dolu.
Seyrederken dahi ürküntü veriyor.
Kentlerden ruhu yok edersen meydan magandalara ve vandallara kalır.
Bir kent içinde yaşadığı insanları eğitebilmeli.
Eğer bunu yapamıyorsa ruhunu kaybetmiş demektir.
Neyi tartışıyorsunuz beyler…!
Kendinizi mi?
Asıl mesele ne?
Şekspir’in dediği gibi…!
