Son tahlilde Karabük’ü yorumlamak …
Bu konuda farklı değerlendirmelere kulak vermek…
Analiz yapmak.
Buradan bir sonuca ulaşmak….
Ne düşünürsek düşünelim…
Nihayetinde…
Soluk alıp verdiğimiz kent.….
Kuruluşunu …
Geçiştirsek de…
Yine de 3 Nisanları anmaktan gurur duyduğumuz Karabük…
İçinde bulunduğumuz düşsel ortamı terk ettiğimize göre artık gerçekleri konuşabiliriz:
Evet ne diyorduk:
“Çırpınmakta olan bir kent…”
“Mazisini arayan kent…”
“Kendi kabuğunu kırmaya çabalayan kent…”
“Geleceğini arayan kent…”
Okuduğunuz gibi değerlendirmeler yoruma açık.
Herkesin olaylara bakış açısı farklı.
Değişik pencerelerden farklı bakış açılarına sebebiyet veriyor.
Ve aynı zamanda içinde bulunduğumuz anı etkilemeye çalışıyor.
Son bakış açısı ile ne derseniz deyin Karabük ile ilgili olarak nihai bir değerlendirmeye ulaşmak bir türlü mümkün olmuyor…
****
Kent için üretilen fikirler önemli görünse ortada yine de bir tuhaflık var.
Havanda su dövüyoruz sanki…
Bulvar siyaseti yapıyoruz…
Birbirimizi bir türlü anlamak istemiyoruz.
Yaptığımız iş sadece eleştirmekle sınırlı…
Sonuca bir türlü ulaşamıyoruz.
Neden acaba?
Ortada icraat yok.
Bizim için bu hiç önemli değil…
Konuşuyoruz ve eleştiriyoruz ya o yeter…!
Bir bakıma aslında boşuna konuştuğumuzun farkındayız…
Ama bunu kabullenmek bir türlü işimize gelmiyor…
Lütfen farlarınızı yakınız.!
Farlarınız yanmıyorsa yola çıkmayınız…
Çıkarsanız ne mi olur?
Üretim ve emek kenti Karabük…
Mazideki o büyük kent…
Şimdilerin en büyük tüketim kenti…
Neden böyle olduk acaba…!
Çözüm yok…!
Umut yarınların özlemi.
İlgi ve alaka çıkarlara kurban edilmiş durumda.
İçinde bulunduğumuz ortamda tek gerçek bu…
Son tahlilde Karabük…!
