Toplum olmak …
Bugünlerde olmasını en çok istediğimiz hissi oluşumun ta kendisi.
Toplum olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki…
Bu sosyolojik eksiklik günümüzde birçok huzursuzluğa yol açıyor.
Onun için…
Bir ülkede ya da kentte yaşayan insanların ortak değerlere sahip olmasını çok önemsiyorum.
Neden mi?
Çünkü…
Ortak değerler yeniden üretim yaparak topluma can katarlar.
Toplumsal dinamizmin yönlendiricisi olarak yaşam coğrafyasının sınırlarını genişletirler.
Toplum olma bu noktada çok önemsenmesi gereken bir durumdur.
Günümüz Türkiye’sinde ve içinde yaşadığımız kentte bu duruma dair arızaları gidermek o kadar kolay bir şey değil…
Zevklerin ve renklerin farklılığında ortak değerler üretmek.
Çıkarsal zıtlıkları en aza indirmek.
Sınıflar arasında homojenliği sağlamak.
Toplumda bireylerin tarihi köklerini arama cihetine gitmesini de buna bağlamak gerekiyor.
Tarihin derinliklerinde ortak değerleri yakalama çabası bana göre toplum olma çabasının gayretinden başka bir şey değildir.
Alışılagelmiş bir savunma cümlesi olan “benim ecdadım böyle değildi” haykırışı belki bu arayışın sonucunda söylenmiş düşündürücü bir sözdür.
Toplumsal mekanizmanın cızırtılı ses çıkardığı bir ortamda hastalıklı bir yapıya sahip olduğumuz aşikar.
Hiddet ve şiddet.
Öfke kontrolünü denetim altına alamama.
Saldırma…
Öldürme.
Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Acil Servisinde yaşananlar
Sağlık çalışanlarının yaşadığı ölmek ile yaşamak arasındaki heyecanlı çırpınışlar.
Kameranın ve çocuğunun gözü önünde eşinin boğazını kesmeye çalışan o caninin medyaya meydan okumaları…
Ve her gün akşam haberlerinde seyretmek zorunda bırakıldığımız Vandal/barbar görüntüler.
Şimdi…
Biz aslında neyi tartışıyoruz.?
Türkiye ortamında toplum olduk mu/olamadık mı?
Eğer biz gerçekten toplum olduksa tarihimize yöneltilen sorulardan aldığımız yanıtlarla bu görüntüler neden zıtlık oluşturuyor.?
Keza…
Kültürel çeşitlilik kendini tarih anlatımlarında belli ediyor.
Bir bilim adamı, bilimsel herhangi bir belge olmadığı halde, kendisiyle çelişircesine hayranlık duyduğu bir kimseyi “seyid” ilan edebiliyor,
Peygamber efendimizle soy bağı kurabiliyor.
Olacak şey değil …!
Yapılamayacak şeyleri yapanlar çoğaldı.
Birde..
Geçmişle hesaplaşmak moda oldu.
Buna neden gerek duyulur.?
Ben söyleyeyim.
Bizi biz yapan değerleri tespit etmek.
Ve…
Bunları gelecekte toplumun oluşması ve mutluluğu için kullanmak.
Maalesef bunda da başarılı olduğumuz söylenemez.!
O nedenle farklılıklar uzlaşı kültüründe ortak değer üretimini olumsuz etkiliyor.
Toplum neye göre hareket edeceğini bilemiyor.
Sorunlar kavga ve dövüşle çözümlenmeye çalışılıyor.
Şimdi buradan size soruyorum.
Neden biz hala barışı içselleştiren bir toplum olamadık.?
Siz de yanıt veremiyorsunuz değil mi?
