Babalar gününde 3 Nisan Com.’da Sayın Atilla Karaarslan bir mektup paylaştı.
Mektupta anlatılanlar okuyanları çok üzdü.
Çünkü…
Karabük’te birtakım dolapların döndüğünü herkes biliyordu…!
Ama Sayın Mustafa Çevik’in Babalar Günü mektubu okuyanlar bu anlamda bardaktan suyun nasıl taştığına tanıklık ettiler.
Bu kadar da olmaz dediler.
Benim gibi çok üzüldüler.
Mektubun sahibi…
Mustafa Çevik naif bir spor spikeri…
Karabük basın tarihinde adından söz ettirebilecek nadir yeteneklerden birisi.
Karabük’te kendisine özgü yeteneği ile iyi bir haberci aynı zamanda…
Karabük’te yerel TV’lerde spor programları yapıyor…
Mesleğinde idealist…
Gel gör ki onun bu meziyeti birilerini rahatsız ediyor.
Rahatsızlık bir yana işinden oluyor.
Karabük’ü terk etmek zorunda kalıyor.
Mustafa Çevik şu anda İstanbul’da bir yayın kuruluşunda görev yapıyor.
İstanbul’da kendisine iş bulmada yardımcı olan bir zamanların Telegol programının yapımcı ve sunucusu Serhat Ulueren’e çok teşekkür ediyor.
Yaşadıklarını hatırladıkça da her “Babalar Gününde” içi kan ağlıyor…
Neden mi?
İsterseniz kendi kaleminden okuyalım.….
“Hırsızlık şebekesi önce bana transferde dönen dolapları görmemem karşılığı rüşvet teklif etmiş ben kabul etmeyince önce dövdürmüş, sonra tribünden küfür ettirmiş ben pes etmeyince finalde de omurgasız TV sahibine parayı verip beni işten attırdılar.
Bu kısır döngü içinde günlerim geçiyordu.
Soğuk bir Aralık günüydü Cuma namazı için abdestimi almış namaza gitmeye hazırlanıyordum zil çaldı iki bayan icra dairesinden geldiklerini söylediler.
Anneme aldığım çelik tencere takımının borcunu ödeyememiştim evimize ilk kez icra geliyordu.
Hayat çok garipti işte bir çanta parayı rüşveti alma komik derece taksiti ödeyemeyip icralık ol. İcraya gelen avukat hanım beni tanıdığını, eşinin hiç bir programımı kaçırmadığını söyleyip eklemişti “Ben senin dürüst bir insan olduğuna inanıyorum her şey düzelir, hiç üzülme” demiş hiçbir icra işlemde yapmıyorum diyerek gitmişti.
Kahroluyordum yetim hakkı yiyen, işçinin parasını alın terini çalanları deşifre etmiş karşılığında her türlü kötülüğü görmüştüm.
Balkona geçmiş sinirimden hüngür hüngür ağlarken camiden babam geldi.
“Neden ağlıyorsun oğlum” dedi.
“Senin yüzünü yere düşürdüm BABACIM eve icra geldi” dedim.
Babam yanıma geldi kaldır kafanı oğlum sen utanılacak hiçbir iş yapmadın, geçer bu günlerde, sen dürüst ilkeli adamsın, iyi gazetecisin bildiğin yoldan şaşma ben gurur duyuyorum seninle, ALLAH senin cebini parasız hiç bırakmasın diye dua ederken tüm yüreğiyle sarıldı bana. .”
Mustafa inan çok üzdün bizi.
Babalar gününde ağlattın.
Ülkede dürüst olmanın, yaşamını sürdürmenin ne kadar zor bir durum olduğunu gösterdin.
Ama yılmaman ve cesaretli tutumunla da bize ders verdin.
Dürüstlükten asla taviz vermemen senin Karabük Basın tarihinde yerini belirleyecektir.
Ne diyeyim…!
Üzgünüz…
Ama duamız çok anlamlı…
Allah hepimizi “ şeytanlaşmış insanların” kötülüklerinden korusun….!
