Gerçekten ilginç bir kentte yaşıyoruz.
Tartışmalar ve gelinen nokta bunu gösteriyor.
Dikkat edin…
Herkes bir olay olduğunda suçlu arıyor.
Suçlamalar ise gündemi belirliyor.
Mecburen biz de gündeme göre değerlendirme yapmak zorunda kalıyoruz.
Ama bir arpa yol alamıyoruz.
Yine başladığımız yere geri dönüyoruz.
Tartışılan sorunları çözmede yetersiz kalıyoruz.
Bunun sebebi ne olabilir.?
Yanıtı belli…
Siyasi parti yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarının seslerini çıkarmamaları.
Olan biteni kabullenmeleri…
Şimdi soruyoruz…
Çevre ve hava kirliliği konusunda gösterilen tepkiler sonuç verdi mi?
Hayır…
Konuya ilişkin verilen taahhütlerle tepkiler izale edilmiş oldu.
Yapılan çevre yatırımları ile…
Havamız sözüm ona yaşanılır bir kıvama kavuşturuldu.
İyi ama buna kaç kişi inanır.!
Bakın…!
Bazı çevre köylerde yakınmalar ayyuka çıktı?
Üretici ne diyor:
“Ektiğim fasulye, domates ve biberler kurudu….
Üzüm ağacının yaprakları sarardı.
Ne ekersem kuruyor.”
Bu yakınmalara kim yanıt verecek?
Muhtar mı?
Belediye mi?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mı.?
Bu Bakanlığın ilimizdeki temsilcisi çevre yakınmaları karşısında halka neden konu ile ilgili bir açıklama yapmıyor?
Şimdi aynı soruyu yine burada gündeme getirmek zorunda kalıyoruz.?
Bu halkın haklarını kim korur.?
Kim savunur.?
Elbette…
Siyasi Parti mensupları ve sivil toplum kuruluşları…
Bunlar nerede?
Niye görüşlerini açıklamıyorlar.?
Yoksa….
Halkı temsil etmekten mi çekiniyorlar.!
Öyle şey mi olur demeyin…
Çünkü olmaz dediklerimiz…
Bizleri şaşırtırcasına…
Birbir oluyor…!
