Reklam
Reklam
144
0

Yoksa…!

Dünya bir değişim sürecinden geçiyor…
Hem de hızlı türünden…
Bu değişimi anlatmaya bazen kavramlar dahi yeterli olmayabiliyor.
Ya da kullanılan kavramların Türkçe karşılıkları bile bulmakta zorlanılan durumlar olabiliyor..
Öyleyse düşünün bir kere değişimin hızını…
****
Teknolojinin akıl almaz biçimde her gün farklı yenilikler ortaya koyması ve bunların pratik hayata yansıması insan davranışlarına ister istemez etki yapıyor…
Günümüzde ,eski ile kıyaslandığında, sosyal,ekonomik,kültürel ve düşünsel hayata yön veren bir takım yenilikler manzumesinin olduğuna tanık olmaktayız…
Bu yenilikler hızlı bir değişim süreci yaşadığımızın en büyük kanıtı…
Toplumsal ilişkileri bu anlamda,daha önceden tanımlanmış model çerçeveler ve kavramlarla anlamakta ve tanımlanmakta zorlanmamızın asıl nedeni;hızlı bir değişim sürecinden geçmekte olduğumuzdan başka bir şey değil…
****
Hızlı değişimin dışında kalmamak
Asıl ,gerçek olan bu…
Ama nasıl?…
Önemli olan bu soruya yanıt aramak,bu mesele üzerinde yoğunlaşarak çözüm üretmek…
Çözüm üretmek için önce düşünmek,
Hem de çok ciddi cinsten düşünmek gerekiyor…
Alternatif yaklaşımlar sergilemek,
Sonra üretilen,düşünülen alternatif yaklaşımları sentezleyerek ,
hızla değişen bu dünyayı çok çabuk anlamak gerekiyor…
****
Dünya hızlı olarak değişiyor ve hızlı olarak ta değişmeye devam edecek…
Bundan hiç kimsenin bir kuşkusu olmasın…
Önemli olan ;bizlerin bu hızlı değişen dünyada ,onun neresinde,değişimin hangi koordinatında yer aldığımızdır…
****
Ne anlatmak istediğimizi tarihten aldığımız bir örnekle izah etmeye çalışalım:
Osmanlı Devleti neden yıkılmıştır?…
Tarihçiler ,sosyologlar ve iktisatçılar arasında en çok sorgu ve suali yapılan konu budur?
Bu soruyu herkes kendi bakış açısı ile yanıtlamaya çalışır.
Din,ekonomi,askerlik,eğitim..vb alt başlıklardan biri ön plana çıkarılarak sorunun cevaplandırıldığı sanılır…
Oysa bu tip soruların tek bir yanıtı vardır…
O da hızla değişen dünyaya ayak uyduramamak,farklılıkları algılayamamak daha doğru bir tanımlama ile yeniliklere yüzünü dönmektedir.
Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu,büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün;”Osmanlı Devleti’nin çöküşü batı ile yaptığı savaşları kaybettiği gün değil batıdaki gelişmelere yüzünü döndüğü gün başlamıştır” saptaması,yaklaşım açısından büyük anlam taşımaktadır…
****
Toplumu oluşturan bütün sınıflar ve kesimler hızlı değişimden yana mıdırlar?
Böyle bir sorunun yanıtını, tarih bizlere açık ve net olarak vermektedir?
Toplumda bazı sınıflar çıkarları zedeleneceği için eskinin yanında yer alıp yeniye tepki göstermektedirler.
O nedenle ;toplum yapıyı oluşturan bütün unsurların değişimden yana tavır alması beklemek beyhude bir davranıştır…
Tarihimizde çıkan birçok isyanın nedenine,nedenlerine baktığınızda,bu tür olayların eski ile yeninin sürekli kavga içinde olmasından kaynaklandığına tanıklık edersiniz.
Eski yeniyi…
Yeniden yana olanlar da eskiyi…
Değişimden yana olanlar ise statükoculuğu ve durağanlığı asla sevmez ve kabul etmezler.
****
Tarihi yapan nedir?
Eski ile yeni arasındaki bu kavga ve çekişmedir.
Bu noktada;önemli olan içinde olduğumuz,yaşadığımız süreçte bizim nerede olduğumuz ve tarihi nasıl yorumladığımızdır.
Ha sahiden unutuyordum…
İşin tabi bir yerde tarihte nasıl anılacağımız sorunu var.
Şimdi şu soruyu yanıtlamak gerekiyor.
Tarihe nasıl geçmek istersiniz?
Yanıtı içinde olan haklı bir soru değil mi?