Reklam
Reklam
163
0

Zil Mi Çaldı Dediniz?…

Zil mi çaldı.?
O halde..
Herkes okula…
Zillerin çalması
Yeni bir eğitim-öğretim yılının da habercisi oldu…
Bugün okullar 3 aylık bir tatilden sonra artık öğrencilerin faaliyet kapsamına girmiş durumda.
Umarım öğrenciler kendi asıl işlerini yapacak olmanın heyecanı içindedirler…
****
Öğrenci olmanın meslek sahibi olmak gibi bir takım sorumlulukları var tabi…
Planlama yapma bu işlerin en başta geleni…
Özellikle iyi okullarda okumak isteyen iddialı öğrenciler eğitim-öğretim süreci başlamadan planlarını yapıp çoktan çalışmaya başladılar bile…
Gün onların günü…
Ya diğerleri…
Onlar da sınav yüklü bu yarışta ben de varım diyorlarsa acele etmek zorundalar…
Atı alan Üsküdar’ı geçmeden hazırlıklarını bir an önce başlatmalılar…
Yoksa çok geç kalınmış olabilir.
Bizden söylemesi…!
****
2017-2018 Eğitim-öğretim yılı,
Tüm öğrencilerimize ve onların değerli velilerine hayırlı olsun.
Türkiye genç nüfusun eğitim ve öğretim gördüğü büyük bir potansiyel teşkil ettiği önemli bir ülke konumunda…
25 milyon genç nüfusun eğitim ve öğretim gördüğü bir ülke Türkiye…
Bu neredeyse 8 Avrupa ülkesinin nüfusuna eşit.
Çok büyük bir rakam…
O halde en büyük yatırımı eğitim ve öğretim alanına yapmalıyız.
Milli gelirden en büyük payı eğitim ve öğretime ayırmalıyız.
Türkiye’nin kalkınmasının ,kendi kabuğunu kırmasının bağımlılıktan kurtulmasının sırrı gerçekleştireceği , her kesimin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlanmış ,modern eğitim ve öğretimle mümkün olacaktır.
****
Bugün okullar açıldı.
Elbette…
Törenlerde nutuklar atılacak…
Gelecek için çok güzel söylemlerde bulunulacak.
Umutlar paylaşılacak…
Fakat…
Gençlerin böyle söylemlere aldırdıkları yok…
Onlar daha somut önerilerle karşılarına gelinmesini istiyorlar…
****
Eğitim ve öğretimde kara tahta dönemi bitmek üzere…
Klasik eğitim ve öğretim metotları artık öğrencilerin dikkatini çekmiyor…
Her husus görselleşti…
Bilişim sektöründeki araçları eğitim ve öğretimin hizmetinde etkin bir biçimde kullanmak gerekiyor…
Neden?
Çünkü öğretmenlerin öğrencilere aktardıkları bilgilerin tamamı internet ortamında öğrenilebiliyor.
O halde öğretmenler verdikleri ödevleri ya da anlatacakları konulara ilişkin görsel araçları sınıf içinde etkili bir biçimde kullanarak aktarmaya başladığında kalıcılığı sağlamış olacaktır.
****
Eğitim ve öğretimde eti senin kemiği benim devri çoktan sona erdi.
Severek,sevdirerek öğretme dönemi başladı…
Devrin en önemli özelliği de; öğretmen ve öğrenci arasında diyalog sürecinin ve rehberlik sisteminin önem kazanmasıdır.
Öğretmenin dersini ve kendisini öğrenciye sevdirmeden bu noktada başarılı olması asla düşünülemez.
Modernizm sonrası teknolojinin hızlı gelişimi farklı profilde öğrenci tiplemesini ortaya çıkardı.
Kırılgan,alıngan,bireyci,toplumsal sorunlara yabancı olan bu kuşak sadece ilgiden,ilgilenilmekten büyük haz alıyorlar.
Sınıf içinde değil tek başına öğrenmeyi tercih ediyorlar.
Tabiri caizse sıra dışılıktan hoşlanıyorlar.
Dış görünüşe çok önem veriyor…
…………………………………………………
Gençliğin önem verdiği değerlerin hepsi bunlar değil tabi…
Öyle olunca da eğitim ve öğretimde görsellik ve biçimsellik her konudan daha çok önem kazanıyor…
Üstelik sınav kaygısı nedeniyle öğrencilerin MEB’in ifadesi ile test çözüp,tost tüketmesi de işin stresli ve incelenmeye değer diğer yönü oluşturuyor.
****
Çocuklarımız ,gençlerimiz bizim geleceğimiz…
Umutlarımızın penceresi…
Oysa…
Biz ülkemizde neyi tartışıyoruz?
Müfredatı…
Ama biliniz ki esas olanı gözden kaçırıyoruz.
O nedir diye sorarsanız söyleyeyim….
Günümüzde okullarımızı eğitim ve öğretim adına nasıl bir çekim merkezi haline getirebiliriz.?
Severek öğrenmeyi / öğretmeyi nasıl başarabiliriz.?
Kaliteyi nasıl artırabiliriz…
Öğretmenlerimizi nasıl verimkar yapabiliriz.?
Siz bunların kamuoyunda hiç tartışıldığını duydunuz mu?
Vallahi…
Ben duymadım…!