“İnsan yaşadığı yere benzer”
Doğru söze ne demezsiniz…
İnanın ,insanın birdenbire yaşadığı kente bakış açısı değişiyor.
Mekanlara hayat veren bizleriz.
Yaptığımız her şey kenti bağlar.
Kentin durumu bizi anlatır.
Ruhsal durumumuz onu göre şekillenir.
Şimdi bu anlatıma uygun bir kent vurgusu yapmaya çalışalım.
Hayal gücümüzü kullanalım.
Farklılık oluşturmaya çalışalım.
Kentlerin bize ihtiyacı olduğunu düşünerek hareket edelim.
Kenti konu alan anlatımlarda bir incelik vardır.
Hiç kimse birbirini kırmaz.
İltifat vardır.
Samimiyet vardır.
Yücelik ve sevda vardır.
Yapıcılık vardır.
Her şeyden önce sevgi ve saygı vardır.
Bütün bunlar hayat verir mekana…
Başka bir deyişle….
Kent kültürünü oluşturur.
Kent yaşamında herkesin bir sorumluluğu vardır.
Sınırsız özgürlük yoktur..
Edep vardır.
Eza ve cefa yoktur.
Kentteki ilişkilerde bir incelik vardır.
Ahenk ,duyarlılık ve hissiyat vardır.
Bunu başaramayan insanların yaşadığı mekanlara kent denemez.
Geçmiş ve gelecek arasında köprü kuramayan kentler gelişme gösteremez.
Bu nedenle kentte yaşayan bireyler bu hususlarda hassas olmak zorundadır.
Bireyler kent yaşamına katkı yapmaktan haz alırlar.
Bunu yaparken zariflikten/doğruluktan asla taviz vermezler.
Herkes kafasına göre kenti tanımlayamaz.
Bireyler birbirini rencide etmez.
Kentin kişiliğine/kimliğine kültürüne aykırı davranmaz.
Kendi çıkarları için kenti küçük düşürmez.
İşte…
Kentleri kent yapan bu bilinçli tavırlardır…
Kentin refah ve mutluluğu sadece maddi güçte değil ilişkilerdeki samimiyette kendini bulur.
Kentler açmazları/sorunları tartışarak mutlu sona ulaşmayı amaçlar.
Kişisel çıkarlara/ihtiraslara,garezlere geçit vermez.
Karamsarlık taşımazlar…
Şimdi size buradan bir soru yöneltiyorum.
Kent dediğin nedir ki?
Söyleyeyim…
Bir ömrün geçtiği yerdir.
Bizler için…
Yaşamın anlamsal güzelliğidir.

Doğrucu Davut
•Kentler düzenli,yeşil, temiz, cıvıltılı, hareketli, eğlenceli, keyifli, insanları saygılı, kibar, güleryüzlü, neşeli olmalı. Hali vakti yerinde olanlar izmir, antalya,sinop gibi yerlere taşınma ihtiyacı olmamalı.