Karabük gibi sınıfsal yapının cılız olduğu kentlerde sorunlar bitmek bilmiyor.
En önemli sorunu da sahiplenme hususu oluşturuyor.
Bir kentin sahibi kimdir?
Doğal olarak o kentte yaşayan insanlardır
Bundan doğal bir şey de yoktur.
Bu elbette doğru bir saptamadır.
Hele demokratik ülkelerde bu durum eşyanın tabiatına en uygun anlatımı oluşturur.
Ancak bir ülkede tarihi halktan gücünü alan sosyal sınıflar yapar.
Egemen sınıf, siyasette de belirleyici rolü oynar.
Bu sınıf aynı zamanda üretim araçlarını elinde bulundurur.
Kentin ya da ülkenin dinamik unsurları bunlardır.
Ekonomi ve siyaset bu sınıfsal yapıya göre şekillenir.
……………………………………………………………………….
Karabük’e sahip çıkmak deyişi ile bu anlatılanların ne alakası var…
Doğrudur…
Dışarıdan bakınca binanın tamamı hakkında bir fikir oluşturmak mümkün olmuyor.
Bu da öyle bir şey.
Geçmişe bir zamanlar yerel basında,Kayseri’ye iş adamlarının yapmış olduğu bir gezi sonrasında Karabük ile Kayseri karşılaştırması yapılmıştı.
Öyle ya Kayseri’de orman mı var…
Ancak mobilya fabrikaları üretimlerini Kayseri’de gerçekleştiriyorlar.
Topraklarının % 69’u ormanlarla kaplı Karabük’te buna dayalı bir işletme söz konusu değil.
Neden böyle?
Çünkü girişimcilik ruhu Kayseri’de en üst noktalarda.
Karabük bu konuda yetersizlik ve çaresizlik gösteriyor.
Bu farkı ne ile açıklamak gerekir.
Tarihçiler yola çıkarken bir şoförün yaptığı gibi dikiz aynasına bakarlar.
Arkadan gelen var mı diye.
Dikiz aynasına bakmadan yola çıkmak ya da araba sollamak her an kazaya neden olabilir.!
Bu da öyle bir şey…
Çesari/Kayzer/Kayseri…
M.Ö. 2000 yılında Kültepe adıyla Yukarı Mezopotamyalı Asurlularla ticaret yapan bir kent.
Anadolu’da tarih Kayseri yani Kültepe ile başlıyor.
Daha henüz Anadolu’da Hititler bile yok.
Proto-Hititler dediğimiz Hattiler var.
Kültepe’de bir Hatti şehri.
Ticaret kültürü genlerine yerleşmiş.
Toprağında ve suyunda ticaret kültürü var.
İnsanlar burada doğuştan tüccarlar.
Eğitim almaya dahi gerek duymuyorlar.
Ticaret ve yönetim deyince hepsi de Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezun olmuş gibiler.
Fazla söze hacet yok.
Ancak Karabük’te durum böyle mi?
Karabük hangi genden ya da tarihten aldığı güçle, kendine özgü girişimcilik ruhu oluşturabilecek.
Böyle bir sınıfı çıkarabilecek yetkinliğe hiçbir zaman ulaşamamış bir kentte bu mümkün müdür?
Sınıfların cılızlığı nedeniyle, kent içi siyaset bile ne kadar sönükleşmiş durumda.
Siyasetçilerimizi genelde birbirleriyle kavga ederken görüyoruz.
Hangi siyasi parti yöneticisi Karabük’ün bir sorununu sürekli gündeme getirip,işi çözümleyinceye kadar meselenin üzerinde durmuş durumda…
İşte bu anda Karabük’ün tarihinin “talihsizliği” ile karşı karşıya kalıyoruz.
Nedir bu talihsizlik…!


radar
•dedim ki k……………………. du artık böyle giderse benden başka okuyanın kalmayacak sayın Kalyoncu Ahmet bey uzuzn süredir yazmıyor gazetenin geleceği tehlikede yavaş yavaş Ahmet beyin yerini alsanız iyi edersiniz derim. Benim ki naçizane önerim. TABİ Kİ SİZ BİLİRSİNİZ GERİDEN GENÇ YAZARLAR YETİŞTİRİNİZ LÜTFEN.
radar
•dedim ki k……………………. du artık böyle giderse benden başka okuyanın kalmayacak sayın Kalyoncu Ahmet bey uzuzn süredir yazmıyor gazetenin geleceği tehlikede yavaş yavaş Ahmet beyin yerini alsanız iyi edersiniz derim. Benim ki naçizane önerim. TABİ Kİ SİZ BİLİRSİNİZ GERİDEN GENÇ YAZARLAR YETİŞTİRİNİZ LÜTFEN.
Hür Kalyoncu
•Sayın Radar görüşlerinizi saygıyla karşılıyorum.İsminizi yazarsanız size kurs vermeyi düşünüyorum.Ücret almayacağım.Söz veriyorum….”Kişilerin okuduklarından anladıkları bilgileriyle sınırlıdır.” Bu sözün sahibi kimdir sizce….Düşünün bakalım….Bulduysanız lütfen bana yazın.Size beni okumaya devam ettiğiniz için ayrıca çok teşekkür ederim.İnşallah ruh sağlığınız bozulmaz….!