Reklam
Reklam
645
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Patent Tartışması Üzerinden Bilime Bakışımız

Şafak Zeki Akca yazdı…

Son günlerde Karabük’te yine hararetli bir başlık konuşuluyor.
Bir üniversite rektörü patent alabilir mi?

Tartışmanın odağında ise Karabük Üniversitesi ve Rektör Fatih Kırışık var.

Önce hukuku konuşalım.

Türkiye’de yürürlükte olan Sınai Mülkiyet Kanunu açık.
Bir buluş yapan herkes patent başvurusu yapabilir.
Akademisyen de yapabilir. Profesör de yapabilir. Rektör de yapabilir.

Rektörlük makamı, bilim insanının üretme hakkını ortadan kaldırmaz.
Bilim insanı sıfatı, idari görevle etkisiz hale getirilmez.

Hukuki çerçeve bu kadar netken, “Rektör patent alamaz” demek kanuni değil; daha çok psikolojik bir pozisyondur.

Ama mesele sadece hukuk değil.

*

Asıl Düğüm Nerede?

Eleştiriler iki noktada yoğunlaşıyor:

  1. “Üniversitenin imkânı kullanıldıysa patent kuruma ait olmalı.”
  2. “Buluş kimin zihninden çıktıysa hak da onundur.”

Doğrusu nedir?

Türkiye’de ve Dünyada uygulanan model aslında ortada.

Üniversite altyapı sağlar, laboratuvar inceler, proje fonu bulur, patent sürecini destekler.

Buluşçu fikri üretir. Gelir paylaşımı yapılır.

Ama temel prensip değişmez:
Buluşun sahibi onu üreten kişidir.

Patent, emeğin tescilidir.
Fikrin tapusudur.

Eğer kamu desteği verildi diye fikrin mülkiyetini tamamen kuruma devrederseniz, teşvik sistemi çöker.
Akademisyen risk almaz.
Risk olmazsa yenilik olmaz.
Yenilik olmazsa üniversite sıradanlaşır.

*

Tartışmanın Görünmeyen Boyutu

Burada dikkat çeken şey hukuki tartışmadan çok, refleks tartışması olmasıdır.

Eleştiri elbette olacak.
Olmalı da.

Bir süredir teknik analiz yerine niyet okuma görüyoruz.
Konu patentten çıkıp kişiye indirgeniyor.

Oysa mesele şu soruda düğümleniyor:

Süreç şeffaf mı?
Kurumsal katkı net mi?
Gelir paylaşımı açık mı?

Eğer bunlar sağlanıyorsa mesele bilim üretimidir.

*

Üniversite Nedir?

Üniversite ticarethane değildir.
Ama bilginin ekonomiye dönüşmesi de suç değildir.

Tam tersine; bilgi üretip bunu ekonomik değere dönüştüremeyen üniversite, yalnızca diploma dağıtan bir yapıya dönüşür.

Biz nasıl bir üniversite istiyoruz?

Risk alan, üreten, patent çıkaran, teknoloji geliştiren bir yapı mı?
Yoksa herkesin birbirini izlediği, kimsenin adım atmaya cesaret edemediği bir düzen mi?

Bilim güvenle büyür.
Şeffaflıkla güçlenir.
Sürekli şüphe ikliminde ise körelir.

Kalın Sağlıcakla