TÜİK Zonguldak Bölge Müdürlüğü’nün hazırladığı son il verileri, Karabük açısından üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.
İlk dikkat çeken konu nüfus.
Karabük 2025 yılında ALDIĞINDAN DAHA FAZLA GÖÇ VEREN iller arasında.
Gelen az, giden daha çok yani.
Bu gelenler kalıyor mu, sonradan gidenler bu gruptakiler mi ?
Yoksa hep Karabük’te olanlar mı gidiyorlar ?
Bir anlamda kaçıyorlar mı kentten yani bilemiyorum.
Ama gençleri şehirde tutamıyoruz demek ki
Bunun sebeplerini düşünmek lazım değil mi ?
Bir başka dikkat çekici rakam işsizlik.
2025 yılında KARABÜK’TE İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 11,3.
Bu rakam Bartın’da 7,1 örneğin.
Türkiye ortalaması ise yüzde 8,3.
11,3 biz de, 8.3 ise Türkiye ortalama işsizlik oranı
Arada azımsanmayacak bir FARK var, değil mi ?
Onu bunu bırakıp buralarda acil – örgütlü – ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var değil mi ?
***
Fark Var !
TÜİK verilerine göre
Karabük göç veriyor.
Bartın – Zonguldak ve Karabük karşılaştırmasına bakıldığında
11,3 işsizlik oranıyla bölgede lideriz yani.
Tersten bir liderlik söz konusu ama.
Eh, o kadar kusur kadı kızında da olur değil mi ?
Ortalama hane halkı büyüklüğünde yine lideriz.
Ama maalesef yine tersten…
2025 Ocak-Ekim döneminde Zonguldak’ın ihracatı yaklaşık 1,044 milyar dolar, Karabük’ün 404 milyon dolar, Bartın’ın 406 milyon dolar olarak gerçekleşmiş.
Tabi Zonguldak’ın deniz ve liman avantajı büyük ölçüde etkili olmuştur.
Karabük’ün de Filyos’un ekonomik hinterlandından tam olarak yaralanmasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor böylece aslında.
Yani neresinden bakarsanız bakın bölgeyle aramızda FARK var.
Şarkıcı CEZA’nın şarkı sözleriyle bitirilelim
Fark var
seninle iyi arasında büyük bir,
fark var
benimle senin aranda kocaman bir,
Fark var
kötüyle benim aramda irice bir,
fark var
iyiyle kötü arasında duran…
***
Enseyi Karartmayalım
TÜİK’in Zonguldak Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanan veriler Karabük’e başka bir pencereden bakmamızı sağlıyor.
Evet, sorunlarımız var.
Göç var.
İşsizlik var.
Şehirleşme ve ulaşım sorunları var.
Ama Karabük’ün elinde ÜRETİM GÜCÜ de var.
Rakamlar bunu da söylüyor.
Karabük’te 2024 yılında kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla 369 bin 790 TL seviyesinde.
Dolar bazında ise kişi başına yaklaşık 11 bin 260 dolar.
( Tabi kişi başına göre öyle ama, öyle kişiler aslında Karabük’ün yüzde kaçıdır. Yani bu para sınırlı sayıdaki sermayenin elindeki paranın yansıması tabi.)
Bu rakam, sonuç olarak ekonomik olarak üretim yapan bir şehir olduğumuzu gösteriyor.
Bir başka önemli gösterge elektrik tüketimi.
Karabük’te 2024 yılında kişi başına toplam elektrik tüketimi 8 bin 152 kWh.
Türkiye ortalaması 3 bin 603 kWh.
Bu da yine
KARABÜK’ün HÂLÂ CİDDİ BİR ÜRETİM VE SANAYİ ŞEHRİ olduğunu gösteriyor
Üstelik Karabük’ün ihracatı da devam ediyor.
Yani Karabük’ün dışarıya sattığı ürün var.
Üretim yapan işletmeleri var.
Dış pazara çalışan firmaları var.
Bu küçümsenecek bir güç değil.
Eğitim tarafında zaten öteden beri olumlu bir tablo var.
Karabük’te 6 yaş üzeri nüfusun okuryazarlık oranı 2025 yılında yaklaşık yüzde 97 seviyesinde.
Bu da şehrin eğitim altyapısının önemli bir avantajı.
Bir başka avantaj ise üniversite.
Karabük Üniversitesi’nin varlığı sadece öğrenci sayısı anlamına gelmiyor.
Üniversite demek genç nüfus demek.
Akademik birikim demek.
Mühendislik demek.
Yeni fikir demek.
Doğru kullanılırsa sanayi ile üniversiteyi buluşturabilecek büyük bir potansiyel demek.
Karabük’ün bir başka avantajı da nüfusunun tamamen kaybolmaması.
2025 yılında nüfus yaklaşık 249 bin 600 seviyesinde.
Evet, artış istenilen noktada değil.
Göç problemi var.
Ama aynı zamanda:
Karabük hâlâ yaklaşık 250 bin kişilik bir ekonomik ve sosyal merkez.
Yani elimizde küçümsenecek bir şehir yok.
Tam tersine, doğru yatırımlarla büyütülebilecek bir şehir var.
Üstelik araç sayısı da hızla artıyor.
2020’de yaklaşık 52 bin 800 olan motorlu kara taşıtı sayısı, 2025’te 69 bin 300’e, 2026 Ağustos itibarıyla 72 bin 200’e ulaşmış.
Bu durum bir taraftan trafik sorununu büyütüyor.
Ama diğer taraftan şehirdeki ekonomik hareketliliğin de göstergelerinden biri.
***
Yapılması Gerekenler
Demek ki, Karabük sadece demir çelik üreten bir şehir olarak kalmamalı.
Demir çeliğin etrafında;
teknoloji,
demiryolu,
mühendislik,
tasarım,
lojistik,
savunma sanayii,
makine,
yazılım
ve yüksek katma değerli üretim alanları büyütülmeli.
Çünkü Karabük’ün avantajı sıfırdan bir şey kurmak zorunda olmaması.
Elinde zaten bir sanayi kültürü var.
Elinde yetişmiş insan var.
Elinde üniversite var.
Elinde üretim tecrübesi var.
Elinde ihracat yapan firmalar var.
Elinde güçlü bir demir çelik markası var.
Mesele şimdi bunları aynı masaya oturtabilmek.
TÜİK’in rakamları bize aslında bir fırsat da gösteriyor.
Karabük’ün problemi üretmemek değil.
Problem, mevcut üretim gücünü şehrin tamamına daha fazla yayabilmek.
Gençleri şehirde tutacak yeni sektörleri oluşturabilmek.
Sanayiyi teknolojiyle buluşturabilmek.
Ve en önemlisi;
Karabük’ün üretim gücünü Karabük’ün geleceğine çevirebilmek.
Bu kadar üretim ve enerji kullanımı Karabük’te daha fazla istihdama, daha fazla teknolojiye, daha fazla girişimciliğe ve daha fazla refaha dönüşmeli çünkü.
Ürettiği gelirin şehir hayatına daha fazla yansıması şart.
Gücümüzü – enerjimizi organize olarak bu konulara vermeliyiz, yani.
***
