Karabük, üniversite kenti olma sürecine ne diyor.?
Bu durumu nasıl algılıyor.?
Kardemir ile birlikte üniversitenin kente kazandırdığı büyük bir dinamizm söz konusu.
Buna siz kentin yeniden işlev kazanması süreci diyebilirsiniz.
Ancak üniversite kültürünün kentle bütünleşmesi zaman alacak gibi görünüyor.
Karabük’ün tarihten kaynaklanan ,bütünleşmeye açık olmayan coğrafik yapısı bu alanda psikolojik açıdan negatif bir şöhrete sahip.
Üniversite gençliği ve kent halkı.
Acaba halkın üniversite gençliğini kabullenmesi ve değişeme evet demesi zaman alır mı?
Bize göre alır.!
Neden mi?
Çünkü üniversite gençliği yaşam açısından özgürlüğü sever.
Bu yaşama biçimi kente ait geleneksel/yerleşmiş değerlere ters düşebilir.
Tezatlık oluşturabilir.
Üniversite açılan her taşra kentinde bu böyle olmuştur.
Böyle durumlarda değişime ayak uydurmak zaman ister.
Halkın bu noktada bilinçli olması da son derece önemlidir.
Eğer bu bilinç yoksa gelişen süreç içinde sorunlar yaşanabilir.
Karabük’te bu noktada sıkıntı yaşanmaması için kentin öncelikle kendini aşması gerekir.
Peki Karabük’ün kendini aşma gibi bir niyeti/çabası var mı?
Yok.!
Buna resmen umursamazlık demek doğru olur.
Yani işin sorumlularının sorumluluklarını unutup başka işlerle meşgul olması gibi bir şey bu.
Bizlerin bu noktada olaylara bakış açısında ve çözümleme getirmede ilginç özelliklerimiz var.
Önce musibeti yaşamak,sonra önlem almak gibi…
Bakın kentlerde mahallelerin ve semtlerin durumları ortada.
Hepsi geri dönüşüm kutusuna atılacak kadar zevksiz ve öngörüsüz olarak inşa edilmişler.
Karabük de bu kentlerden biri.
Kayabaşı/Yaylacık tepelerinin birinden Karabük’e bakma imkanınız varsa lütfen etrafı bir seyredin.
Binaların estetik duygusundan yoksun görüntüsü ve sıralanışı insanda farklı düşüncelere ve yorumlara yol açıyor.
Biz bu muyuz demek sanki çaresizlimizin somut ifadesi oluyor.
Bir işi yaparken baştan iyi düşünmüyoruz.
Gelişmeleri kendi haline bırakıyoruz.
Sonra olaylar bizim dışımızda yapılanmaya başlıyor.
Daha sonra elden kontrolü kaybediyoruz.
Meramımızı anlatabildik mi?
Bilmiyorum…
Bu noktada sorun şu…
Her şey değişim içinde.
Toplumlar da öyle…
Değişimin önünde durmak mümkün değil.
O nedenle değişime ayak uydurabilecek entelektüel bir ortama ihtiyaç var.
Yazımızın bu noktasında başa dönüp yine aynı soruyu sormak zorundayız.
Karabük,üniversitenin kente getirdiği değişimi kabullenebildi mi?
Bununla ilgili kentsel algı ne düzeyde.?
Bunların yanıtını tam olarak almadan Karabük’ün üniversite kenti olduğunu iddia etmek kandırmaca olmaktan öteye gitmez…
Bizden söylemesi..!
