Reklam
Reklam
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
08 Eylül, 2026 12:21 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’nun Tarihi Sessizce Çöküyor

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’da, kültürel mirasın önemli parçalarını oluşturan tarihi konaklar restorasyon bekliyor.

Bu konakların yanı sıra Tarihi Cinci Han’ın bu yaz kapılarına kilit vurması Safranbolu’ya günü birlik ve birkaç gün konaklamalı gelen turistlerin kapısından dönmesine neden oldu. Bu kilitli kapının önünde hatıra fotoğrafı çektiren ziyaretçiler, UNESCO Dünya Miras Kenti Safranbolu’nun korumacılıkta alarm sinyallerinin çaldığı bir döneme gelindiğini vurguluyor.

NEREDEN NEREYE?

Safranbolu’da korumacılık denildiğinde dönemin belediye başkanı Kızıltan Ulukavak 12 Haziran 1975 tarihinde ulusal iş birliği süreci başlatarak, Kültür Bakanlığı, İstanbul Teknik Üniversitesi, Turing gibi kurumlarla koruma amaçlı imar planlarını hayata geçirmişti. Ardından UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmesi ile Safranbolu’nun turizm atağı hız kazandı. Safranbolu’da yarım asrı aşan korumacılık serüveni yükselen ivmesini turizm ile birlikte düşüşe bıraktı. Safranbolu, korumacılık konusunda başlangıçtaki ivmenin zayıfladığı görülüyor. O dönemki restorasyon çalışmaları ise yerini daha modern yapılara bırakıyor.

Hacıhüseyinler Evi, Arasna Otel ve Cinci Han gibi tarihi yapılar zamana karşı direnmeye çalışıyor. Kentte korunması gerekli taşınmaz kültürel miras yapılarının önemli bir bölümünün restorasyona ihtiyaç duyduğu belirtilirken, vatandaşlar artan maliyetler karşısında tarihi evlerini korumakta zorlanıyor.

Safranbolu’nun tarihi dokusunu oluşturan yüzlerce yıllık konaklar, han ve diğer geleneksel yapılar kentin en önemli kültürel değerleri arasında yer alıyor. Ancak restorasyonu gerçekleştirilemeyen ve düzenli bakımı yapılamayan bazı yapılar, zaman içerisinde ciddi biçimde yıpranıyor.

Tarihi Çarşı ve çevresinde bulunan bazı yapıların cephelerinde meydana gelen çatlaklar dikkat çekerken, ahşap bölümlerdeki bozulmalar ve çatı sorunları da tarihi yapıların geleceği açısından endişe oluşturuyor. Bazı evlerin cephelerindeki çatlaklar çevrede yaşayan ve yoldan geçen vatandaşları da tedirgin ediyor.

TARİHİ YAPILAR ZAMANA DİRENİYOR

Safranbolu’nun kültürel mirasını yansıtan Arasna Otel, Cinci Han ve Hacıhüseyinler Evi gibi yapılar, kentin geçmişinden günümüze ulaşan önemli örnekler arasında bulunuyor.

Bu yapıların yanı sıra Safranbolu genelinde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki çok sayıda yapının da restorasyon ve bakım ihtiyacı bulunuyor.

Özellikle ahşap ağırlıklı geleneksel Safranbolu evlerinde zamanında yapılmayan bakım ve onarımlar, küçük sorunların ilerleyen süreçte daha kapsamlı restorasyon ihtiyacına dönüşmesine neden olabiliyor.

VATANDAŞ RESTORASYON MALİYETİNİ KARŞILAMAKTA ZORLANIYOR

Tarihi evlerin korunmasının önündeki en önemli sorunlardan biri ise maliyetler.

Koruma altındaki yapılarda restorasyon sürecinin sıradan bir yapıdaki bakım ve onarımdan farklı olması, mülk sahiplerinin karşısına ciddi bir mali yük çıkarıyor. Koruma kurulunun belirlediği şartlar doğrultusunda hazırlanması gereken projeler, uygulama öncesinde dahi önemli harcamalar gerektirebiliyor.

Maddi imkanları sınırlı olan vatandaşlar ise çoğu zaman bu maliyetleri karşılamakta zorlanıyor.

Böylece bazı mülk sahipleri, kendi imkanlarıyla restorasyon yapamadığı için tarihi evlerinin zaman içerisinde daha fazla yıpranmasına tanıklık etmek durumunda kalıyor.

HACIHÜSEYİNLER EVİ İÇİN RESTORASYON TALEBİ

Bu noktada Hacıhüseyinler Evi de Safranbolu’daki kültürel mirasın korunması tartışmasının önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Akçasu Mahallesi’nde bulunan ve Safranbolu’nun geleneksel konak mimarisinin özelliklerini taşıyan Hacıhüseyinler Evi, 2009 yılında kültürel amaçlarla kullanılmak ve restorasyonu yapılmak üzere bedelsiz olarak kamuya devredildi.

ULUKAVAK’TAN SİTEM: ‘MEDİNE FUKARASI GİBİ YALVAR YAKARMAK MI GEREKİYOR?’

Gelinen süreçte, evin yeniden işlevlendirilmesi ve korunması amacıyla Kızıltan Ulukavak tarafından restorasyon talebi gündeme getirildi. Talebin temelinde, yapının kaderine terk edilmek yerine kamu hizmetinde değerlendirilmesi ve kültürel miras niteliğinin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması bulunuyor.

Safranbolu’da Korumacılık anlayışını getiren Kızıltan Ulukavak, Ata evini kamuya devretmesine rağmen restore edilmesi için çabalıyor. Konuyla ilgili şu görüşlere yeren Ulukavak: “Ben bu evi herhangi bir siyasi görüşe ya da kişiye değil, Devlete ve Safranbolu’ya güvenerek kamuya bağışladım. Amacım, dede yadigârı bu kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıydı. Ancak bugün çözüm bekleyen bir yapı için yeniden yeniden kapı çalmak zorunda kalıyorum. Kişisel bir çıkar peşinde değilim; Safranbolu’nun ortak mirasının yaşatılmasını istiyorum. Bunun için adeta ‘Medine fukarası’ gibi yalvar yakar bir konuma düşmem gerekmemeli. Hacıhüseyinler Evi bir siyasi partinin değil, Safranbolu’nundur. Mülkiyeti kamuda kalmak kaydıyla, bakım ve onarımını üstlenmeye hazır olan Safranbolu Belediyesi’ne verilerek yeniden hayat bulmasını istiyorum.” dedi.

BELEDİYE SEÇENEĞİ SÜRECİ KOLAYLAŞTIRABİLİR Mİ?

Safranbolu’daki tarihi yapıların korunmasında yerel yönetimlerin daha etkin rol üstlenmesi, sürecin daha uygulanabilir hale gelmesi açısından önem taşıyor.

Özellikle Safranbolu Belediyesi’nin tarihi kent dokusuna yönelik deneyimi, teknik personeli ve yerel imkanları değerlendirildiğinde, kamuya ait ya da kamu kullanımına açılabilecek yapıların belediye eliyle bakım, onarım ve kültürel işlev kazandırma süreçlerinin daha hızlı yürütülmesi mümkün olabilir mi?

Hacıhüseyinler Evi için gündeme getirilen model de bu açıdan dikkat çekiyor. Yapının mülkiyetinin kamu kurumunda kalması, bakım ve onarımının ise belediye tarafından üstlenilmesi; hem kamu mülkiyetinin korunmasına hem de yapının aktif biçimde kullanılmasına imkan sağlayabilir mi?

Bu yöntem yalnızca bir tarihi yapının kurtarılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Safranbolu’da restorasyon bekleyen diğer kültürel miras yapıları için de uygulanabilir bir iş birliği modelinin önünü açabilir.

AMAÇ TARİHİ YAPILARI YAŞATMAK DEĞİL Mİ?

Safranbolu’nun tarihi dokusunun korunması yalnızca bir kurumun ya da bir kişinin sorumluluğunda değil. Kamu kurumları, belediye, mülk sahipleri ve ilgili koruma kuruluşlarının birlikte hareket etmesi, tarihi yapıların geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Mülk sahiplerinin ekonomik imkanlarının yetersiz kaldığı durumlarda kamu desteğinin ve yerel yönetimlerin imkanlarının daha etkin kullanılması, restorasyon süreçlerinin hızlandırılmasına katkı sağlayabilir.

Çünkü Safranbolu’nun tarihi evleri yalnızca bugün yaşayanların mülkü değil, aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir kültürel miras alanını oluşturuyor.

Bugün restorasyon bekleyen her yapı için atılacak zamanında bir adım, yarın geri dönüşü mümkün olmayan bir kaybın önüne geçebilir. Safranbolu’nun tarihi dokusunu korumanın yolu ise mevcut yapıların kaderine terk edilmesini beklemekten değil, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin imkanlarını bir araya getirerek çözüm üretmekten geçiyor.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin