Şafak Zeki Akca yazdı…
Siyasette en kolay şey konuşmaktır.
En zor olan ise sahaya inmektir.
Eskipazar’da bugün tam olarak bu iki anlayış karşı karşıyadır.
Bir tarafta;
sosyal medyada halkla birebir temas kuran,
samimiyetiyle gündem olan,
her adımıyla görünür olan bir yönetici profili…
Diğer tarafta ise;
yıllardır “sessizliğin konforunda” siyaset yapmaya alışmış,
sahaya inmeden eleştiren,
üretmeden hüküm veren bir muhalefet refleksi…
Bu karşıtlık tesadüf değildir.
Bu, iki ayrı siyaset tarzının çatışmasıdır.
Serkan Cıva’nın rahatsızlık yaratmasının nedeni yaptığı işler değil yalnızca;
yönetme biçimidir.
Çünkü alışılmış iktidar anlayışı şudur:
Mesafe koy, görünme, risk alma, gerektiğinde konuş.
Muhalefet anlayışı da buna paraleldir:
Bekle, izle, hata ara, laf yetiştir.
Ama Serkan Cıva bu denklemi bozdu.
Göründü.
Konuştu.
Paylaştı.
Sahaya indi.
Ve en önemlisi;
siyaseti gerilim üzerinden kurmadı.
Kutuplaştırmadı.
Ötekileştirmedi.
“Bizden–sizden” dili üretmedi.
İşte asıl kriz burada başladı.
Çünkü bazı muhalefet anlayışları,
iktidarın sertleşmesine,
toplumun ayrışmasına,
gerilimin yükselmesine ihtiyaç duyar.
Oradan beslenirler.
Eskipazar’da bu zemin çöktü.
Bugün iktidar;
yaparak, dokunarak, anlatarak yol alıyor.
Muhalefet ise;
neye karşı olduğunu anlatıyor ama
neyi yapacağını söyleyemiyor.
İktidar sahada ter dökerken,
muhalefet klavye başında cümle kuruyor.
İktidar vatandaşla göz göze gelirken,
muhalefet eski ezberlerin arkasına saklanıyor.
Ve sonra çıkıp “neden bu kadar görünür?” diye soruyorlar.
Asıl soru şu olmalı:
Neden siz görünmüyorsunuz?
Serkan Cıva’nın “suçu” tam olarak budur:
Siyaseti kolay alandan alıp zor alana taşımıştır.
Konforu bozmuştur.
Karşılaştırmayı kaçınılmaz kılmıştır.
Çünkü halk artık şunu görüyor:
Kim yönetiyor,
kim sadece muhalefet ediyor.
Kalın sağlıcakla
