Şafak Zeki Akca yazdı
İnsanın yaşamında hayal kurmak kadar doğal bir şey yoktur. Her insan geleceğe dair umutlar taşır, planlar yapar, ulaşmak istediği hedeflerin peşinden gider. Ancak neyi hayal edersek edelim, hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır; gerçekler her zaman yerinde durur ve bizi yüzleşmeye davet eder.
Bizim hikâyemiz de biraz böyledir.
Bir söz vardır; “Yaş kemale erdi.” Biz de artık ömrün belli bir dönemine gelmiş insanlar olarak belki kemale erdik, belki de ermek üzereyiz. Fakat yıllar geçse de hayallerimiz hiç tükenmedi. Her zaman bir amaç uğruna mücadele ettik, ideallerimizin peşinden koştuk. Kimi zaman başarıya ulaştık, kimi zaman da istediğimiz sonucu alamadık. Ancak hangi şartta olursak olalım, bir değeri asla unutmadık: Ahde vefa.
Çünkü insanı insan yapan yalnızca başarıları değildir. Geçmişine, dostlarına, memleketine ve verdiği sözlere sahip çıkmasıdır.
Konuyu buraya getirmemin nedeni, geçtiğimiz hafta Karabük Postası Gazetemizde yer alan dikkat çekici bir başlık: “Karabük’ün Geleceği Göç Ediyor.”
Gerçekten de üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir başlık.
Bugün Karabük’te gençlerimiz eğitimlerini tamamladıktan sonra büyük şehirlere yöneliyor. Kimisi iş bulmak, kimisi daha iyi yaşam koşullarına ulaşmak, kimisi de hayallerini gerçekleştirmek için memleketinden ayrılıyor. Gidenlerin önemli bir bölümü ise geri dönmüyor. Böyle olunca şehir her geçen gün biraz daha yaşlanıyor, biraz daha kan kaybediyor.
Elbette gençlerin hayal kurmasına kimse karşı çıkamaz. Hatta tam tersine, onların hayallerinin peşinden gitmesi gerekir. Ancak burada sorgulamamız gereken nokta şudur: Gençler neden hayallerini kendi şehirlerinde gerçekleştiremiyor?
İşte gerçeklerle yüzleşmemiz gereken yer tam da burasıdır.
Karabük Üniversitesi, Karabük Valiliği, Karabük Belediyesi, siyasi partilerin temsilcileri ve en önemlisi sivil toplum kuruluşları…
Bugün bu şehirde herkesin üzerine düşen önemli sorumluluklar vardır. Çünkü gençlerin göç ettiği, umutlarını başka şehirlerde aradığı bir ortamda hiç kimsenin “Ben görevimi yaptım” deme lüksü yoktur.
Unutulmamalıdır ki hiçbir makam yan gelip yatma yeri değildir. Makamlar hizmet etme, üretme, çözüm geliştirme ve geleceği inşa etme yerleridir. Eğer Karabük’ün geleceği olan gençler birer birer şehri terk ediyorsa, bu durum hepimizin ortak meselesidir.
Karabük Üniversitesi mezun olan gençlerin şehirle bağını güçlendirecek projeler geliştirmeli, Valilik ve Belediye istihdamı artıracak, gençlerin sosyal ve kültürel yaşamını zenginleştirecek adımlar atmalı, siyasetçiler günü kurtaran tartışmalar yerine şehrin geleceğini konuşmalıdır. Sivil toplum kuruluşları ise yalnızca belirli günlerde yapılan açıklamalarla değil, gençlerin sorunlarına çözüm üreten projelerle sahada olmalıdır.
Çünkü mesele sadece nüfus kaybı değildir. Mesele, Karabük’ün geleceğinin yavaş yavaş elden kayıp gitmesidir.
Sanayisiyle, üniversitesiyle ve köklü geçmişiyle Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri olan Karabük’ün, gençlerine daha fazla umut verebilmesi gerekir. Hayaller güzeldir. İnsanları ayakta tutar. Ancak hayallerin gerçeğe dönüşebilmesi için uygun şartların oluşturulması gerekir. Aksi halde gençler hayallerinin peşinden başka şehirlerin yollarına düşer, geride ise özlem ve boşalan sokaklar kalır.
*
Karabük’ün gençleri neden gidiyor ve onları burada tutabilmek için ne yapıyoruz?
Bugün harekete geçmezsek yarın konuşacak genç bulamayabiliriz. Hayaller başka şehirlerde yeşerirken, Karabük kendi evlatlarını birer birer uğurlamaya devam eder. İşte bu nedenle herkes elini taşın altına koymalı ve bu şehrin geleceği için ortak bir irade ortaya koymalıdır.
Ve ne yazık ki bu, artık bir hayal değil; hepimizin gözlerinin önünde duran bir gerçektir.
Kalın Sağlıcakla
.


