Reklam
Reklam
882
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
1

Karabük Sanayicileri ve “Küçük Olsun Yeter” Alışkanlığı

Şafak Zeki Akca yazdı.

Karabük’te Bir Zihniyet Meselesi Var…

“Az olsun benim olsun, küçük olsun bizim olsun…”

Bu cümle var ya…

Masum değil.

Hiç değil.

Karabük’te zaman zaman iş dünyasında duyulan bu cümle, ilk bakışta temkinli bir yaklaşım gibi görünse de, uzun vadede şehir ekonomisinin büyüme refleksini tartışmaya açan bir anlayışa işaret ediyor.

Çünkü mesele sadece yatırım yapmak değil…
mesele, yatırımın ölçeğini büyütecek bir ekosistem kurabilmek.

*

Karabük’te sanayi konuşuluyor.

Yatırım konuşuluyor.

Büyüme konuşuluyor.

Ama arka planda bir cümle dolaşıyor:

“Büyümesek de olur…”

*

Şimdi gelelim işin merkezine…

KARDEMİR bu şehrin omurgası.

Bunu tartışmaya gerek yok.

Ama asıl mesele şu:

Omurga var da…
etrafında ki kas sistemi neden zayıf?

*

Bakın çok net bir soru sorayım:

Karabük sanayicisi neden hâlâ Kardemir’e endeksli güçlü bir yan sanayi zinciri kuramıyor?

Neden?

Döküm…
makine parçaları…
bakım ekipmanları…
metal işleme…
yedek parça üretimi…

Hepsi var.

Ama sistem yok.

Bunların her biri, aslında Kardemir merkezli bir yan sanayi sisteminin doğal uzantısı olabilir.

Ama çoğu zaman küçük ölçekli, dağınık ve birbirinden kopuk yapılar olarak kalıyor.

 

*

İşte, bu noktada sadece üretim değil, organizasyon meselesi devreye giriyor.

Karabük’ün büyümesi için yalnızca yerel sanayicinin değil, şehir dışındaki sermaye gücünün de bu yapıya entegre olması gerekiyor.

İstanbul’da ciddi sermaye birikimi olan iş insanları, Karabük sanayisi için önemli bir kaldıraç olabilir.

Son dönemde dikkat çeken yapılardan biri de KASİD.

Başında aktif bir isim olarak Çetin İpek bulunuyor ve bu tür platformlar, aslında şehir ile büyük sermaye arasında bir köprü olma potansiyeli taşıyor.

*

Peki;

Bu tür organizasyonlar sadece tanışma ve protokol düzeyinde mi kalmalı…
yoksa gerçekten üretime, yatırıma ve yan sanayiye yön veren bir yapıya mı dönüşmeli?

Çünkü doğru kurulduğunda bu tür dernekler, İstanbul’daki iş dünyası ile Karabük arasındaki mesafeyi sadece kilometre olarak değil, ekonomik olarak da kapatabilir.

*

Çünkü mesele şu:

Para var.
Ham madde var.
Fabrika var.

Ama koordinasyon yok.

*

İşte burada o eski cümle devreye giriyor:

“Az olsun benim olsun…”

Küçük düşünme hali…

Risk almama refleksi…

Bir tür güvenli alan bağımlılığı…

*

Ama sanayi dediğin şey güvenli alanla büyümüyor.

Sanayi biraz cesaret istiyor.

Biraz da risk.

*

Karabük’ün ihtiyacı net:

Kardemir etrafında güçlü bir yan sanayi ağı…

İstanbul sermayesiyle birleşen bir üretim modeli…

Ve en önemlisi:

“Küçük olsun yeter” psikolojisinden çıkış.

*

Bugün dünyada sanayi şehirleri böyle büyüyor.

Tek başına fabrika kurarak değil…
o fabrikanın etrafında yüzlerce üretici oluşturularak…

Ama bunun için önce şu psikolojiyi aşmak gerekiyor:

“Küçük olayım, az risk alayım…”

Çünkü bu cümle bir noktadan sonra sadece temkin değil…
bir büyüme sınırıdır.

 

Kalın Sağlıcakla