Şafak Zeki Akca yazdı.
Şimdi diyeceksiniz ki…
“Yine siyaset, yine klasik cümleler.”
Ama değil.
Karabük’te son dönemde alışılmışın dışında bir tablo var.
AK Parti teşkilatlarına bakıyorsunuz…
Bir hareketlilik.
Bir tempo.
Bir “boş durmayalım” hali.
Hani bazı şehirlerde siyaset sadece konuşulur ya…
Burada biraz daha yapılır gibi.
İl teşkilatı sahada.
Milletvekilleri sahada.
Belediye sahada.
İlçeler çalışıyor.
Kadın kolları ayrı bir dinamizm katıyor.
Gençlik kolları ise işin enerjisini taşıyor.
Toparlarsak:
Herkes işin bir ucundan tutmuş.
*
Gelelim işin “laf değil, rakam” kısmına…
AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç ile yaptığımız görüşmede anlatılanlar, klasik “yatırım geliyor” cümlelerinden biraz farklı.
Daha somut.
Daha net.
Karabük’te yatırım yapacaklara 301 milyon liraya kadar destek verilecek.
Üstelik bu sadece başlangıç.
Vergi indirimi var.
SGK desteği var.
Faiz katkısı var.
Devlet açıkça şunu söylüyor:
“Ben buradayım.”
Bir adım daha ileri gidelim:
KDV istisnası…
Gümrük muafiyeti…
Yani yatırımcıya verilen mesaj net:
“Bahane üretme. Gel, yap.”
*
Üstelik bu kez gelişigüzel değil.
Hedefli bir yaklaşım var:
Savunma sanayi,
Katma değerli orman ürünleri,
Turizm…
Yani “kim gelirse gelsin” değil,
“Doğru yatırım gelsin” deniyor.
Bu önemli.
*
Ama…
Gelelim işin en kritik noktasına.
Ne kadar teşvik verirseniz verin,
Bir yatırımcının kafasındaki ilk soru değişmez:
“Ben bu ürünü nasıl taşıyacağım?”
Bugün Karabük’te hâlâ netleşmeyen başlıklar var:
Lojistik merkez tamamlanmış değil.
Yol bağlantıları tartışmalı.
Filyos Limanı tam kapasiteyle sisteme entegre olmuş değil.
Ve gerçek şu:
Sanayi sadece üretim değildir.
Sanayi; ulaşım, zaman ve maliyet hesabıdır.
*
Şimdi dürüst olalım.
Yatırımcıya ne diyoruz?
“Gel, burada üret.”
Peki sonra?
Ürünü nasıl gönderecek?
Ne kadar sürede limana ulaşacak?
Rakip şehirlerden farkı ne olacak?
Eğer cevap şuysa:
“Henüz hazır değil ama olacak…”
Yatırımcının cevabı da bellidir:
“O zaman hazır olduğunda gelirim.”
*
Sonuç net:
Karabük’ün yatırım meselesi bir tanıtım meselesi değil.
Bir zamanlama meselesi.
Önce altyapı bitecek.
Lojistik ağ kurulacak.
Filyos Limanı tam kapasite çalışacak.
Ondan sonra yatırımcıyı çağırmaya gerek kalmayacak.
*
Ve işin belki de en kritik cümlesi şu:
Siyasette asıl güç, güzel konuşmak değil…
İşi sonuna kadar götürebilmektir.
Karabük’te bugün görülen tablo umut verici.
Tempo var.
İstek var.
Organizasyon var.
Ama asıl soru hâlâ masada:
Bu tempo sürdürülebilecek mi?
Çünkü bu şehirde hikâyeler genelde iyi başlar…
Devamı ise çoğu zaman aynı güçle yazılamaz.
Kalın Sağlıcakla
