Evimin önünde,
Pencerenin azıcık ilerisinde,
Hemen dibinde.
Bir habitat var!
Her sabah,
Sabah sabah,
Bana bak diyor!
En güzel günaydını,
Kulağıma söylüyor.
Bu yüzden buradayım,
Kışları ondayım.
Şanslıyım bence,
Fazlaca hem de.
Baktıkça ona,
Şükretmeli bu duruma!
Camın biraz ilerisinde,
Duruyor bir uçurum.
Uçurum, sen ben için uçurum!
Habitat için,
Cennet bahçesi!
Cennet bahçesi yardandır.
Derin mi derin,
Çook derin!
Yarlar derinken dokunulmazdır.
Bozulamazdır.
Rahatız bizler bu sebeple
Bir zaman sonra,
Bir heyula bina
Dikilemez karşımıza,
Güneş sabahda
Ay gecede
Doğar penceremize
Neler var onda
Bilmek ister misiniz?
Tembel kaplumbağalar,
İğneli kirpiler,
Kurnaz tilkiler,
Aşık bülbüller!
Sakar sakalar,
Vampir yarasalar,
Minik küçük serçeler,
Dost güvercinler.
Ala olmuş kargalar,
Oyuncu kırlangıçlar,
Çitlembik ağaçları,
Mis kokulu akasyalar,
Hepsi de yanyanalar.
Bitmedi daha,
Eriğin ve elmanın ağacı da var.
Taflanı da unutma.
İncirler, dutlar,
Çalılar çırpılar,
Bir de çamlar.
Bir cümbüş bir kıyamet,
Kopar burada dört mevsim!
Burada,
Şehrin göbeğinde,
Hastanenin hemen ilerisinde,
Bu kıyamet başka kıyamet,
Yokluğa değil bu kıyamet
Varlığa!
Yaşama,
Doğmaya!
Doğuşa!
Dyt. Güner Erbay

