Reklam
Reklam
281
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Almanya’daki Yeniceliler Derneği

Kendin Söyle… Kendin Oyna…

Şafak Zeki AKCA yazdı…

Almanya’daki Yeniceliler Derneği tarafından yılbaşından önce  Almanya’da yaşayan Karabüklüleri  bir araya getiren bir gece düzenlendi.
Gurbet elde hemşerileri aynı çatı altında buluşturmak, memleket hasretini bir nebze olsun azaltmak kuşkusuz değerlidir.
Bu noktada, Dernek Başkanı Sayın Yalçın Yirmibeşoğlu’nun emek verdiği, zahmet çektiği bir organizasyona ev sahipliği yaptığı da inkâr edilemez. Yapılan çalışmayı başarılı bulduğumuzu açıkça ifade edelim.

Ancak mesele yalnızca “bir organizasyon yapmak” değildir.
Asıl mesele; nasıl yapıldığı, kimleri kapsadığı ve kimleri bilinçli biçimde dışarıda bıraktığıdır.

Karabük’ten milletvekilleri, belediye başkanları ve derneğe yakınlığı bilinen bazı gazeteciler özel davetlerle Almanya’ya götürüldü. Program önceden planlandı, davetiyeler özenle dağıtıldı.
Bunların hiçbiri tek başına sorun değildir.
Siyasetin, sivil toplumun ve medyanın zaman zaman aynı zeminde buluşması doğaldır; bunu anlayışla karşılarız.

Ancak…
İşin bir de nezaket, eşitlik ve mesleki ciddiyet boyutu vardır.

Basın İlan Kurumu’na bağlı, Karabük’te tek yerel gazete olarak yayın hayatını sürdüren BİRLİK MEDYA’ya ne bir davetiye gönderilmiş,
ne etkinlikle ilgili bir bilgilendirme yapılmış,
ne de “bizim de haberimiz olsun” denilmiştir.

Bu tabloyu “basit bir unutkanlık” olarak geçiştirmek mümkün değildir.

Çünkü burada sorulması gereken sorular nettir:

  • Bu gerçekten bir ihmal miydi?
  • Yoksa bilinçli bir dışlama mıydı?
  • Eğer bir tercihse, bu tercihin gerekçesi nedir?
  • Dernek yönetimi bu süreçte yönlendirildiyse; kimlerin telkiniyle, hangi hassasiyetlerle bu yol seçilmiştir?

Kamuoyu bu soruların cevabını bilmek zorundadır.

Şunun altını özellikle çizelim:
Biz bugüne kadar hiçbir siyasi yapının, hiçbir grubun, hiçbir çıkar çevresinin arka bahçesi olmadık.
Kalemimizi kimsenin talimatıyla oynatmadık.
Yanlışa yanlış, doğruya doğru dedik.
Eleştirirken hakaretten kaçındık, överken ölçüyü asla kaybetmedik.

Basın;
Fotoğraf vermek için çağrılan,
Alkış tutması beklenen,
“Güzel geçti” manşeti atması istenen bir dekor unsuru değildir.

Basın;
Çağrılsa da çağrılmasa da sorar,
Görmese de hesap ister,
Dışlansa da yazar.

Ortaya çıkan bu tablo, basit bir detay değildir.
Çünkü dışlama her zaman kapıyı yüzüne kapatmakla yapılmaz;
Bazen kapıyı hiç göstermeyerek yapılır.

Biz bu tavra öfkeyle değil, ama net bir kayıt düşerek yaklaşıyoruz.
Bu kırgınlık kişisel değildir.
Bu, mesleğe saygısızlıktır.
Bu, emeği yok saymaktır.
Bu, “işimize gelmeyeni görmezden geliriz” anlayışının açık fotoğrafıdır.

Ve unutulmamalıdır ki;
Bazı sorular yüksek sesle sorulmaz.
Ama yazıya döküldüğünde,
Uzun süre yankılanır.

Kalın sağlıcakla.