Reklam
Reklam
296
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

ARTIK AÇIK KONUŞALIM

Şafak Zeki Akca yazdı…

Artık yuvarlak cümleleri bir kenara bırakalım.
Diplomatik kelimelerin, süslü ifadelerin kimseye faydası yok.
Çünkü mesele ağır.
Çünkü mesele emek.

Sendikalara açık bir soru soruyorum:
Siz neyin mücadelesini veriyorsunuz?
Gerçekten emek mücadelesi mi bu, yoksa dar bir kesimin maaş pazarlığı mı?

Biraz geriye gitmek gerekiyor.
Bugünü anlayabilmek için…

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla memurlara verilen seyyanen zam, sendikalar için bir “zafer” olarak sunuldu.
Meydanlarda anlatıldı, kürsülerde övüldü, basın açıklamalarıyla başarı hanesine yazıldı.

Ama o gün birileri sessizdi.

Emekliler sessizdi.
Asgari ücretliler sessizdi.
Taşeronlar sessizdi.
Kayıt dışı çalışanlar sessizdi.

“Tarihi kazanım” masalları anlatılırken,
aynı sofranın etrafında milyonlarca insan aç kaldı.
Ve siz sendikalar, o sofraya dönüp bakmadınız bile.

Soruyorum açıkça:
Bu ülkede emek sadece memurdan mı ibaret?
Alın teri, sadece bordroya girince mi değerli oluyor?

Emekli, yıllarca prim ödedi; bugün geçinemiyor.
Asgari ücretli, ay sonunu değil haftayı zor görüyor.
Genç işçi, geleceğini bu ülkede değil başka ülkelerde arıyor.

Ama sendikaların gündeminde bunlar yok.
Çünkü bu bir emek mücadelesi değil.
Bu, dar bir zümrenin çıkar mücadelesi.

Meydanlarda yüksek sesle konuşurken,
kürsülerden nutuk atarken,
“emeğin temsilcisiyiz” derken;
toplumun büyük çoğunluğunu bilerek görmezden geldiniz.

Bugün çıkıp “hak, hukuk, adalet” diyorsunuz.
İyi de…
Dün neredeydiniz?

Eğer sendikacılık sadece kendi üyenin cebini korumaktan ibaretse,
bunun adı sendikacılık değildir.
Bunun adı çıkar birlikteliğidir.

Emeğin onurunu savunmak istiyorsanız;
ayrım yapmayacaksınız.
Memur–işçi–emekli diye bölmeyeceksiniz.
Güçlü olanın değil, en zayıf olanın yanında duracaksınız.

Aksi halde kusura bakmayın;
ne meydanları ikna edebilirsiniz,
ne de bu milleti.

Artık açık konuşma zamanıydı.
Ve bu sözler, geç de olsa söylenmeliydi.