Şafak Zeki Akca yazdı…
Hani hep söyleriz ya…
Karabük’ün adı ulusal basında geçecekse; kavga ile değil, dedikodu ile değil, polemikle değil… ilimle, bilimle, başarıyla anılsın diye.
Çünkü bir şehrin itibarı, attığı manşetlerle ölçülür.
Manşet ya gurur olur, ya yük olur.
Biz, Karabük’ün yük değil, gurur olmasını istiyoruz.
*
Bazı konular vardır, günü kurtarmaya gelmez.
Kuraklık onlardan biri.
Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın öncülüğünde hazırlanan “Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politika Raporu”, sıradan bir akademik çalışma değil; yönetim vizyonu ortaya koyan bir metindir.
Çünkü bu rapor şunu söylüyor:
Kuraklık geçici bir çevre sorunu değil, yapısal bir kalkınma riskidir.
“Yeni Kuraklık Yaklaşımı”
Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın tanıtım toplantısında altını çizdiği en kritik cümle şuydu:
“Geçmiş dönemlerin kuraklık yaklaşımını bırakmalıyız.”
Bu cümle basit değil.
Bu, alışkanlıkları değiştirme çağrısıdır.
Türkiye’de genelde afetleri konuşma biçimimiz bellidir. Kuraklık olur, toplantı yapılır. Yağış artar, konu kapanır. Oysa Kırışık’ın vurguladığı model, kriz yönetiminden risk yönetimine geçiştir. Yani kuraklık gelmeden plan yapmak.
Bu yaklaşım, üniversitenin yalnızca eğitim veren bir kurum olmadığını; kamu politikası üreten bir merkez olma iddiasını da ortaya koyuyor.
Akademik Rapor Değil, Stratejik Yol Haritası
Karabük Üniversitesi Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi tarafından hazırlanan rapor, 13 başlıkta somut çözüm önerisi sunuyor:
- Su kayıp-kaçaklarının azaltılması
- SCADA ve dijital izleme sistemleri
- Gri su ve yağmur suyu hasadı
- Havza bazlı yönetim modeli
- Sanayide sıfır sıvı deşarj
- Erken uyarı sistemleri
Bu başlıklar teorik değil; uygulanabilir.
Kırışık’ın burada üstlendiği rol sadece editörlük değil. Üniversiteyi, bölgesel ve ulusal meselelerde aktif politika üreten bir aktör haline getirme çabasıdır.
%34’lük Gerçek
1970–2025 ortalamasına göre yağış 618 mm iken, 2025’te 407 mm’ye düşmüş. Yaklaşık yüzde 34 azalış.
Bu veri teknik gibi görünebilir. Ama aslında çok nettir:
Bu düşüş devam ederse, tarım zorlanır. Sanayi zorlanır. Şehirler zorlanır.
Dolayısıyla kuraklık artık çevre gündemi değil; ekonomi ve güvenlik gündemidir.
Üniversite–Kamu İş Birliği Modeli
Fatih Kırışık’ın en önemli hamlesi, raporu masa başında bırakmaması. Çevre, Tarım, AFAD ve diğer kamu temsilcilerinin katıldığı bir lansmanla kamuoyuna duyurulması; üniversite ile kamu arasında köprü kurma niyetini gösteriyor.
Bugün Türkiye’de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, akademik bilginin sahaya inmesidir. Eğer bu rapor yerel yönetimlerin planlarına, altyapı yatırımlarına ve sanayi politikalarına yansırsa, işte o zaman gerçek anlamını bulur.
*
Fatih Kırışık’ın bu çalışmadaki duruşu şunu gösteriyor:
Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir. Krizleri önceden okuyabilen ve yönetime yol gösterebilen yapılardır.
Kuraklık kapımızda.
Bilim uyarıyor.
Şimdi mesele şu:
Bu uyarıyı sadece alkışlayacak mıyız, yoksa gereğini mi yapacağız?
Kalın Sağlıcakla
