Şafak Zeki Akca yazdı.
Geçtiğimiz pazar Karabük’te bir miting vardı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel geldi.
Ve her zamanki soru:
“Kalabalık nasıldı?”
Cevap net:
Çevre illerden taşınan otobüsleri bir kenara koy.
Geriye kalana bak.
Kalabalık var mı? Var.
Ama abartıldığı gibi mi? Hayır.
Asıl mesele şu:
O kalabalık sandığa döner mi?
Şimdi gelelim işin can alıcı kısmına…
BİR: Karabük’te bir kıpırdanma var.
Bunu inkâr etmek gerçeklikten kopmak olur.
Ama bu kıpırdanmayı “büyük dalga” diye pazarlamak da ayrı bir hayal dünyası.
İKİ: CHP teşkilatı uzun zaman sonra ilk kez derli toplu göründü.
Güzel.
Ama geç kalınmış bir toparlanma bu.
Seçmen bunu “yeni bir başlangıç” mı sayar, yoksa “seçim yaklaşınca akıllandılar” mı der? İşte kritik nokta bu.
ÜÇ: Elif Köse…
Mitingin en net fotoğrafı.
Özgür Özel’in ilgisi açık.
Bu bir jest değil, mesaj.
Ama o mesaj Karabük seçmeninde karşılık bulur mu, yoksa sadece parti içi dengelere mi oynar? Soru burada.
DÖRT: Cevdet Akay faktörü…
Ankara’da güçlü olmak avantajdır.
Ama Ankara’da güçlü olup sahada zayıf kalırsan bunun adı “etkisiz güç” olur.
Gelelim en kritik “ama”ya…
Miting yapmak kolay.
Alan doldurmak mümkün.
Coşku üretmek de zor değil.
Zor olan ne?
O kalabalığı sandığa götürmek.
O heyecanı oya çevirmek.
O günü, seçim gününe taşımak.
CHP Karabük’te bunu daha önce başaramadı.
Şimdi “başaracağız” diyor.
Peki neden inanalım?
Sonuç mu?
Karabük’te bir miting yapıldı.
Bir görüntü verildi.
Bir mesaj iletildi.
Ama açık konuşalım:
Bu iş görüntüyle olmaz.
Bu iş algıyla hiç olmaz.
Ya sahada kalıcı olacaksın…
Ya da bu miting, arşivlik bir kalabalık fotoğrafı olarak kalacak.
Tercih onların.
Kalın Sağlıcakla
