Şafak Zeki Akca yazdı,
3 Nisan.
KARDEMİR’in temeli atıldığı gün.
Yani sadece bir fabrikanın değil.
Bir şehrin doğum günü.
Ama gel gör ki.
Son yıllarda bu kutlamalar ne coşku taşıyor ne de eski ağırlığını.
Ne kalabalık var.
Ne heyecan.
Ne de “bu şehir neden kuruldu” sorusunun hakkını veren bir ruh.
Kısacası:
Kutlamalar var ama içi boş.
Tören var ama ruh yok.
Bu yıl da farklı başlamadı.
Yine aynı burukluk.
Yine aynı sönüklük.
Ta ki Enerji Bakanımız ve bir dönem Kardemir’in yönetim kurulu başkanlığı yapmış Alparslan Bayraktar gelene kadar.
*
Bir anda hava değişti.
Karabük’te uzun süredir eksik olan şey geldi:
Ses. Hareket. Gündem.
Evet, bir bakanın gelişiyle şehir canlandı.
Bu bile aslında başlı başına bir mesaj değil mi?
“İyi ki geldiniz Sayın Bakanım” demek boşuna değil.
Çünkü sadece gelmedi.
Konuştu.
Mesaj verdi.
Ve en önemlisi: Müjde verdi.
*
En dikkat çeken çıkış neydi?
“3 Nisan’ı sanayi günü ilan edelim.”
İşte bu…
Yıllardır Karabük’ün söyleyip de Ankara’ya duyuramadığı cümle.
Bir nevi gecikmiş hakkın teslimi.
Eğer bu gerçekleşirse…
3 Nisan sadece Karabük’ün değil,
Türkiye’nin sanayi takvimine yazılacak.
Bu küçük bir adım değil.
Bu, Karabük’ün yeniden hatırlanması demek.
*
Ama asıl mesele şu:
Karabük artık sadece hatırlanmak istemiyor.
Güçlü olmak istiyor.
Bu yüzden verilen diğer mesajlar daha da önemli:
– Kardemir’e 75 milyon dolarlık yatırım
– Yenişehir için kentsel dönüşüm sinyali
– Ovacık’a doğalgaz
– Kırsala elektrik iyileştirmesi
– Asfalt (bitüm) desteği
– Ve en kritik başlık: Filyos Limanı bağlantısı
Özellikle liman meselesi.
Yıllardır konuşulur.
Yıllardır beklenir.
Yıllardır “olacak” denir.
Ama ilk kez bu kadar net bir şekilde masaya kondu.
Karabük üretir ama,
Ürettiğini dünyaya ulaştıramazsa ne olur?
İşte o liman,
Karabük’ün sadece üretim şehri değil,
ihracat şehri olmasının anahtarı.
*
Bir başka önemli cümle:
“Karabük ile aramızda sarsılmaz bir bağ var.”
Siyasette bu cümle çok kurulur.
Ama önemli olan şu:
Bu bağ, sözde mi kalacak,
Yoksa icraata mı dönüşecek?
Karabük artık şunu istiyor:
Söz değil.
Sonuç.
*
Sonuç olarak…
Evet, kutlamalar yine buruktu.
Ama bu kez o burukluğun içine bir şey karıştı:
Umut.
Çünkü uzun zaman sonra ilk kez:
– Somut projeler konuşuldu
– Net hedefler açıklandı
– Ve Karabük’e dair ciddi bir irade ortaya kondu.
Ama asıl mesele bundan sonra başlıyor,
Temennimiz; yapılan açıklamaların sadece kürsülerde kalmaması,
verilen sözlerin zamanla unutulmaması.
Ve en önemlisi…
Bu sürecin sıkı bir şekilde takip edilmesi.
Çünkü bu şehir artık şunu çok iyi biliyor:
Söz verilmesi değil,
o sözün tutulması değerli.
Kalın Sağlıcakla
