Reklam
Reklam
307
0

ELEŞTİREMİYORUZ…

Şafak Zeki Akca yazdı…

Karabük’te yıllardır süren bir sessizlik var.
Bu sessizlik duyarsızlıktan değil…
Korkudan hiç değil.
Umursamazlıktan da değil.

Tam tersine:
Bildiğimiz her şeyi eleştiremiyor oluşumuzdan.

Kardemir’i ELEŞTİREMİYORUZ.
Bacalarından çıkan zehirli dumanları ELEŞTİREMİYORUZ.
Yağmurla üzerimize yağan asitleri ELEŞTİREMİYORUZ.

Bu asitlerin toprağa, meyveye, sebzeye, soframıza kadar sızmasını ELEŞTİREMİYORUZ.
Her geçen yıl artan kanser vakalarını, toprağa verdiğimiz canları, nefes alamayan bir şehri ELEŞTİREMİYORUZ.

Şehrin göbeğinde, patlamaya hazır cüruf tesislerini ELEŞTİREMİYORUZ.
Cüruf sahasından ve kamyon garajından kalkan tozların Karabük semalarında dolaşmasını ELEŞTİREMİYORUZ.
Organize sanayideki bacalardan salınan zehirli gazları da ELEŞTİREMİYORUZ.

Sivil toplum kuruluşlarını…
Ticaret Odası’nı…
Esnaf odalarını…
Sağlık Müdürlüğü’nü…

Hiçbirini ELEŞTİREMİYORUZ.

Peki kimi eleştiriyoruz?

Kendimizi…
Yazamayıp içimize attıklarımızı…
Söyleyemediklerimizi…
Çizemediğimiz sınırları…

  •  

Son birkaç ayda üç dostumu kanserden kaybettim.
Bu şehirde hangi kapıyı çalsanız benzer hikâyeler, benzer acılar var.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’nde ve Ankara’da tedavi gören Karabüklü hasta sayısını duyunca insan hayrete düşüyor.

Yıllardır aynı sorunlar konuşuluyor.
Peki çözüm?
Yok.

Bacaların filtreleri çalışmıyor.
“Neden?” diye soran var mı?
Yok.

Peki bu işin sonu nereye varacak?

  •  

Evet…
Kimse Kardemir’i alıp başka bir yere götüremez.
Kimse Karabük’ü de taşıyamaz.

Ama soru şu:
Bu şehirde yaşayan insanlar kanser olmaya devam mı edecek?
Bu mudur yazgımız?

  •  

Buradan açık, net ve yüksek sesle söylüyorum:

Karabük Üniversitesi göreve!

Bu noktada, bilimsel bilgi üretme kapasitesi, teknik altyapısı ve akademik birikimiyle üniversitenin sürece katkı sunmasının büyük önem taşıdığı açıktır.
Analiz, ölçüm, raporlama ve çözüm önerilerinin bilimsel zeminde ortaya konulması, şehir adına önemli bir kazanım olacaktır.

Sayın Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a
Karabük halkı adına sesleniyorum:

Bu mesele bir “çalıştay konusu” değildir.
Bu mesele “zamanla ele alınacak” bir başlık değildir.
Bu mesele acildir.

Karabük istatistiklerde ne kadar “temiz hava” kenti görünürse görünsün,
şehir merkezindeki gerçeklik başkadır.

Sabah duman…
Akşam sis…
Gece çöküntü…

Bu tabloyu görecek, analiz edecek, çözüm üretecek kurum üniversitedir.

  •  

Karabük’ten vazgeçmeyiz.
Kardemir’den de vazgeçmeyiz.

Ama ikisinin arasına sıkıştırılmış bir hayatın bedelini
bu şehrin insanları ödemek zorunda değildir.

Etrafı tepelerle çevrili, bir çukurun içine sıkışmış Karabük’te
zehirli hava semalara çöküp kalıyor.

Günümüz teknolojisiyle bu hava dağıtılamaz mı?
Şehir merkezine temiz hava akımı sağlanamaz mı?

Elbette sağlanır.
İstenirse…
Ciddiye alınırsa…
Bilim devreye girerse…

Biz sadece söylüyoruz.
Asıl görev Üniversite’nindir.

Amaç suçlamak değil;
amaç, Karabük’te sanayi ile yaşam kalitesinin birlikte sürdürülebileceği bir yolun
bilimsel, akılcı ve ortak bir anlayışla güçlendirilmesidir.

Çünkü bir şehir nefes alamazken
hiçbir kurum rahat uyuyamaz.

Bu söylediklerimizi KARABÜK HALKI olduğumuz için yazıyoruz.
Güzel bir Karabük’te yaşamak için…

Kalın Sağlıcakla