Turgut Özal’ın attığı temeller, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle büyüdü ve güçlendi. F-35’in verilmemesiyle KAAN, ambargolarla dron teknolojileri doğdu. Enerjide sondaj gemileri, Karadeniz gazı ve Mavi Vatan hamleleri Erdoğan döneminde Türkiye’ye yepyeni bir bağımsızlık ufku açtı.

*
Türkiye, uzun yıllar boyunca bir gerçeğin esiri oldu:
Dışa bağımlılık!
Savunmada da enerjide de başkalarının eline bakan, parasını ödeyip yine de kapılarda bekletilen, ambargoyla terbiye edilmeye çalışılan bir ülke… Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana herkes bu gerçeği dile getirdi ama kimse elini taşın altına sokmadı.
*
Ta ki Turgut Özal’a kadar.
Özal, 1980’lerde sadece ekonomi politikalarıyla değil, savunma ve enerjiye bakışıyla da bir zihniyet devrimi yaptı.
ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN gibi bugün dünyaya meydan okuyan kurumların temeli o yıllarda atıldı.
“Kendi silahını, kendi enerjini üretmezsen özgür olamazsın” dedi.
Haklıydı.
Ama soruyorum:
Özal’ın attığı bu temeli kim büyüttü, kim yok saydı?
1990’ların kayıp yıllarında bu vizyon neden rafa kaldırıldı?
Cevap basit:
Siyaset, günübirlik hesaplarla vizyonu gömdü.
*
Sonra geldi Erdoğan dönemi.
2002’de 5,5 milyar dolar bütçesi olan savunma sanayi bugün 80 milyar doları aştıysa, bu bir inat ve kararlılığın sonucudur.
Ambargo yedik, F-35 verilmedi, tehdit edildik.
*
Peki ne oldu?
Bayraktar TB2 çıktı, Akıncı çıktı, Kızılelma yolda. KAAN gökyüzüne yükseldi. Bugün 5. nesil savaş uçağı üretebilen 5 ülkeden biriyiz.

Şimdi soruyorum:
Bize F-35 verilmediğinde “Türkiye bitti” diyenler, bugün KAAN’ın motor sesi duyulurken ne hissediyor?
*
Enerjide aynı tablo…
Karadeniz’de 710 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapıldığında “hayal satılıyor” diyenler vardı.
O gaz sisteme girdi, vatandaşın faturasına indirim olarak yansıdı.
Rüzgâr ve güneşte Avrupa’nın ilk 5’ine girdik.
Peki hâlâ “Türkiye yapamaz” diyenlerin yüzü kızarmıyor mu?
Ama iş burada bitmiyor!
Asıl mesele şu:
Bu kazanımların kalıcı olması için ne yapıyoruz?
Bir seçim uğruna, bir iktidar hesaplaşması uğruna bu projeler rafa kaldırılırsa, gelecek nesillere hangi mirası bırakacağız?
Çünkü mesele bir liderin şahsi vizyonu değil, bir milletin varoluş meselesidir.
Kendi silahını yapmayan, kendi gazını çıkarmayan, kendi uçağını uçuramayan bir millet; başka milletlerin şantajına mahkûmdur.
Türkiye, artık “tam bağımsız savunma, tam bağımsız enerji” yolunda büyük adımlar attı.
*
Ama unutmayalım:
Bu bir yol, varılan bir nokta değil!
Siyaset üstü bir milli stratejiye dönüştürülmezse, yarın yine kapı kapı dolaşıp borç, silah ve enerji dilenen bir Türkiye’ye uyanabiliriz.
Daha iyi bir TÜRKİYE de yaşamak için…
Kalın Sağlıcakla
